Bu çiftin Talihsizliği Fimlerde Görülmedi


Bu çiftin talihsizliğine inanamayacaksınız!
Yok böyle bir şanssızlık! Söz günü kaynanası öldü, nişanda köyü sel bastı, düğüne bir kala amcası öldü, düğünde deprem oldu. Dahası da var.





Murat ve Hakime Akdemir çiftinin talihsizliklerini okuyunca "bu kadar da olmaz" diyeceksiniz. Neler yaşamamışlar ki... Bütün herşey de biraraya gelmeye niyet ettikleri andan yani "sözlenmelerinden" itibaren başlamış.
Söz günü kayınvalide ölmüş. Nişanda köyü sel başmış. Düğüne bir gün kala amcası ölmüş.Düğünde de deprem olmuş. Dahası da var... Murat ve Hakime Akdemir çifti evlenmeye niyet ettiklerinde Van'ın Çaldıran ilçesi Erginler Köyü'nde yaşıyorlardı. Bu güne kadar çift özel günlerinin tamamında felaketler yaşadı. Bu felaketler de genellikle ölüm şeklinde oldu.

DOĞACAK BEBEK ÖZÜRLÜ

"Felaket" çiftin şimdi bir çocukları olacak. Ancak bu konuda da talihsizlik yakalarını bırakmadı. 17 haftalık hamile olan 22 yaşındaki Hakime Akdemir muayene olunca şok yaşadı. Doğacak bebeğin dudağı ve damağı yarık, parmaklarının şekli bozuk, ayak ve kollarında ampütasyona neden amniyotik band sendorumu vardı.
İşte "talihsiz çiftin" bugüne kadar başlarına gelenler;

SÖZ GÜNÜ KAYINVALİDESİ ÖLDÜ

Murat Akdemir, 8 Şubat 2011 tarihinde vatani görevini tamamlayıp köyüne döndüğü gün Hakime Akdemir ile söz yüzüğü takmaya karar verdi. Söz yüzüğünün takılacağından 3 gün önce kayınvalidesi ve aynı zamanda halası olan Halime Ablak hayatını kaybetti.

NİŞANDA KÖYÜ SEL BASTI

Sözlenen çift bu şoku üzerlerinden attıktan 3 ay sonra adetleri gereği nişan yapmayı karar verdi. Tüm eş dost ve akrabaları köylerindeki evlerine gelirken, büyük bir talihsizlik sonucu bu kez köylerini sel bastı. Murat ve Hakime çiftinin mutlu günleri biranda zehir oldu. Nişana gelen herkes can ve mallarını kurtarmak için sağa sola kaçıştı.

DÜĞÜNE BİR GÜN KALA AMCASI ÖLDÜ

Özel günlerinde talihsizlikler yaşan çift düğün tarihi olarak da 23 Ekim 2011 tarihini belirledi. Mutlu günlerine ulaşmak için tüm hazırlıklar yapılırken düğüne bir gün kala hasta olan amcası Aydın Akdemir hayatını kaybetti. Düğün evi biranda cenaze evine döndü.

DÜĞÜNDE DEPREM OLDU

Bütün talihsizlikleri üst üste yaşayan Murat ve Hakime Akdemir çiftinin düğün günü olan 23 Ekim 2011 tarihinde ise Van'daki büyük deprem meydana geldi. Deprem sonrası şans eseri yakınlarından ölen ya da yaralanan olmadı.

EŞİ DÜŞÜK YAPTI

Tüm yaşananları geride bırakan Murat ve Hakime Akdemir çifti Konya'ya taşınma kararı aldı. Konya'ya geldiklerinde eşinin hamile olduğu haberi ile biraz olsun gülebilen Murat Akdemir, hamileliğinin 4'üncü ayında eşinin düşük yapması sonucu üzüntü yaşadı.

VE SON TALİHSİZLİK

Hakime Akdemir yeniden hamile kalınca talihlerinin döndüğünü düşündüler. Ancak doktora gittiklerinde bir felaket haberi daha aldılar. Doğacak bebeklerinin dudak ve damağı yarık, parmaklarının şekli bozuk, ayak ve kollarda ampütasyona neden olan Amniyotik Band Sendromu vardı. Talihsiz çift Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi'nde Prof. Dr. Metin Çapar'a yaptıkları müracaat sonrası, Amniyotik Band Sendromu teşhisi konulan 17 haftalık bebeğe anne karnında müdahale edilerek, bebeğin zarındaki hastalığa neden olan 'Amniyotik bant' başarılı bir operasyon sonrası alındı.

Ultrason altında yapılan ameliyat başarılı geçti. Şansız çift bu kez tıbbın yardımı ile "talihsizlik" zincirini kırmış görünüyor.


Kaynak: internethaber


Tekirdağ'da Bayan`dan Evlilik Teklifi





Tekirdağlı genç kız diz çöküp evlenme teklif etti
24 yaşındaki güzellik uzmanı Çelebi, erkek arkadaşının önünde diz çöküp evlilik teklifi yaptı..


Tekirdağ'da güzellik uzmanı 24 yaşındaki Emine Çelebi, gelinlik giyip 1 yıldır birlikte olduğu görüntü yönetmeni sevgilisi 37 yaşındaki Soner Buvan'ın önünde diz çökerek ona tek taş yüzük takıp evlenme teklif etti. Gelin adayının bu sürpriz evlilik teklifine şaşıran sevgilisinin yanıtı ise 'Evet' oldu.


DİZ ÇÖKÜP EVLENME TEKLİF ETTİ

Emine Çelebi, bir yıldır birlikte olduğu sevgilisine evlilik teklifini kendisi yapmaya karar verdi. Bunun üzerine Çelebi, İstanbul'daki sevgilisi Soner Buvan'ı Tekirdağ'a çağırdı. Tekirdağ'a gelen Buvan, sevgilisinin isteği üzerine arkadaşlarıyla birlikte balık tutmak için tekneyle denize açıldı. Emine Çelebi ise planladığı sürpriz evlilik teklifini arkadaşlarının da yardımıyla hazırlamak için çalışmalara başladı.
ROLLER DEĞİŞTİ

Üzerine gelinlik, başına duvak takan ve çıplak ayakla gezinen gelin adayı, sevgilisinin içinde bulunduğu teknenin yanaşacağı Marina'daki yolun üzerine 150 bardak içerisine mum yaktı. Hava karardıktan bir süre sonra balıktan dönen ve tekneyle limana yanaşan Soner Buvan, yanan mumların arasında gelinlik içerisindeki sevgilisini görünce şaşkına döndü. Çalan darbuka, kanun, klarnet eşliğinde Buvan tekneden inerken, sevgilisinin önünde diz çöken Emine Çelebi, elindeki tek taş yüzükle ona evlenme teklifinde bulundu. Yaşanan bu olay sonrası şoke olan Soner Buvan'ın cevabı ise 'Evet' oldu. Ardından Emine Çelebi, satın aldığı tek taş yüzüğü sevgilisini parmağına taktı. Ortak arkadaşları da damat ve gelin adayının koluna bilezik taktı. Ardından çiftin arkadaşları tekneye geçti ve kaptan kıyafeti giyen bir arkadaşları formalite icabı kaptan nikahı kıydı. Daha sonra çift ve arkadaşları hem teknede, hem de marinada müzik eşliğinde eğlendi. Emine Çelebi, erkek arkadaşına ilginç bir şekilde evlilik teklifinde bulunmak için böyle bir çalışma yaptığını söyledi.
TEK TAŞ YÜZÜK DE TAKTI

Çelebi, "Erkek arkadaşıma evlilik teklifinde bulundum. 150 adet mum hazırladım. Ben bu mumların ortasında durarak olaydan habersiz olan arkadaşıma evlilik teklifi yaptım. Tek taş bir yüzük taktım. Bir gün konuşurken muhabbet evlilik teklifinden açıldı. Arkadaşım bana 'Sen yaparsın aşkım' dedi. Ben de 'Tamam ben yaparım' dedim. Ben bunu kafamda oluşturdum ve gerçekleştirdim" dedi.

Soner Buvan da sürpriz teklife çok şaşırdığını belirtti. Buvan, "İnsanın hayatında böyle bir şey bir kere başına gelir. Oda benim başıma geldi. Çok güzel oldu. Haberim yoktu. Ben balık tutmaya gelmiştim. Ama Emine bana sürpriz yapmış. Haberim yoktu. Çok şaşırdım. Ama ben balığımı tuttum. Tek taş yüzük bile takıldı" diye konuştu.




Kemal Sunal filmini aratmadi...

Cumhuriyet `den Erdoğan Ve Suriye Karikatürü



Cumhuriyet karikatüristi Erdoğan'ı çizdi
Cumhuriyet çizeri, Suriye tarafından düşürülen Türk uçağındaki pilotların postallarını çizdi.


İktidar ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili çizdiği karikatürlerle gündeme gelen Cumhuriyet karikatüristi Musa Kart, Erdoğan'la birlikte kayıp Türk pilotların postallarını çizdi.

Gay Aşkını Kuma Aldı



Gay aşkını kuma aldı!
“Eşcinsel oldum” diyen Alman koca, 17 yıllık eşi, oğlu ve gay sevgilisiyle aynı evde yaşamaya başladı...


Almanya’nın Honnover kentinde homoseksüel olduğunu açıkladıktan sonra hem karısı, hem de sevgilisiyle yaşayan 60 yaşındaki Ewald K., günün konusu oldu.



Erkek sevgilisi ve karısıyla aynı evde
Ewald K.,17 yıldır evli olduğu karısı Erika’ya (53) ve oğlu Elmar’a (20) bir gün akşam yemeğinde, homoseksüel olduğunu ve bir sevgilisinin bulunduğunu söyledi. Ewald, “Sizden yani ailemden ayrılmak istemiyorum. Sizi de çok seviyorum. Ancak o burada benimle kalabilir mi?” diyerek izin aldı. Şimdi ilginç aile birlikte yaşıyor. Emekli olan Ewald K. kuaför sevgilisi Gotthard ile yemek yaparken, ev işlerinde de Erika’ya yardım ediyor.



‘SEVGİLİSİ ÇOK İYİ’
Durumundan memnun olduğunu söyleyen Erika K., “Kocam bir başka adamla seks yapıyor. Yakınlarım bunu yadırgıyor ama ben alıştım. Kocamın sevgilisi iyi bir insan ve onunla iyi geçiniyoruz” dedi.

Polis şiddeti Penguen'de




Polis şiddeti Penguen'in kapağında
Mizah dergisi Penguen, son günlerde bir hayli yükselen polis şiddetini bakın kapağına nasıl taşıdı


Güncel konulara mizahi göndermelerde bulunan Penguen dergisinin bu haftaki kapağında dayakçı polisler var.

Son olarak yol verme kavgası yüzünden tartıştıkları kişiyi eşi ve çocuklarının gözü önünde döven polisler büyük tepki çekmişti. Bu olayın yaşandığı gün polisin kullanacağı yeni copları basına tanıtması da ilginç bir tesadüf olarak değerlendirilmişti.

`Çatıda Kayık mı Olur`Demeyin Rize`de Olur





Fıkra gibi olay!
Karadeniz fıkrası gibi olay Rize’nin Alipaşa Köyü’nde yaşandı. Bir mobilya ustası...

Muhammet KAÇAR/RİZE, (DHA)
Fıkra gibi olay! RİZE’de mobilya ustası 71 yaşındaki Mustafa Yenigün, denizden 1 kilometre uzaklıktaki iki katlı evinin terasında yaptığı 5 metre boyundaki kayığını denize nasıl ulaştıracağını düşünüyor.

Karadeniz fıkrası gibi olay Rize’nin Alipaşa Köyü’nde yaşandı. Çaykur’dan emekli olan mobilya ustası Mustafa Yenigün, kendisine kayık yapmaya karar verdi. Daha önce de sahil kenarında kayık yapan ve işine karışanlar nedeniyle rahatsızlık duyan Yenigün, ”herkes bir akıl verip işime karışıyor’ diyerek kayığı sahilden 1 kilometre uzaklıktaki, denizi yukarıdan gören iki katlı evinin terasında inşa etmeye başladı. ’Çırağım’ dediği eşi Ayten Yenigün’ün de yardım ettiği Mustafa Yenigün, 2 ayda kayığı bitirme aşamasına getirdi. Çatıdaki 5 metre boyunda, 60 santimetre eninde ve yaklaşık 450 kilo ağırlığındaki kayık çevreden fark edilir hale geldi.

’İNDİRMESİ BİRAZ ZOR OLACAK’

Mustafa Yenigün, ay sonunda bitirmeyi planladığı kayığı şimdi terastan nasıl indireceğini düşünmeye başladı. Komşularından yardım isteyen Yenigün, odunlardan yapacağı kızakla kayığı evine 40 metre uzaklıktaki yola indirmeyi hedefliyor. Deniz kıyısında barınağı olduğunu ve burada isterse kayığı kolayca inşa edebileceğini belirten Yenigün şunları söyledi:

"Ama burada hem yorulunca evimde kolayca istirahat ediyorum, hem de kendi kafama göre planlarımı uyguluyorum. Aşağıda yapınca herkes bir akıl veriyor, bana karışıyor. Bir şey de diyemiyorsun. 3 kuruşluk aklım var onu da alırlar başındam. Onun için evin çatısında kayığı yaptım. Ama şimdi indirmesi biraz zor olacak. Komşuları, kayığı indirirken yardıma çağıracağım. Altına odun yerleştirerek süre süre götürmeyi planlıyorum. Bazen ’keşke başlamasaydım’ diyorum. Görenler ’Çatıda kayık mı olur?’ diyor. Ama oluyormuş."




Ayten Yenigün de, "Ben de eşime yardımcı oluyorum. Çatıda sandalı yapması daha iyi oldu. Kapının önünde yapsaydı oralar kirlenecekti, dağılacaktı. Çatıda yapmasını istedim. Elimden geldiği kadar yardım ediyorum" dedi.

Tam Aziz Nesin'lik Olay



Tam Aziz Nesin'lik!
Antalya'da Komşu Kollama Sistemi'nde hatlar karışınca ortaya fıkra gibi bir olay çıktı...
Tam Aziz Nesin'lik! Antalya'da Aziz Nesin'lik olay. 'Komşu Kollama Sistemi'ne kayıtsız kalmayıp telefona sarılan ihbarcı komşu, polis komşusuna 'kapınızda iki şüpheli var' dedi. O iki şüpheli de ahlak polisi çıkınca ortalık fena karıştı. Olay mahkemeye taşındı...

Antalya'da Komşu Kollama Sistemi'nde hatlar karışınca ortaya fıkra gibi bir olay çıktı:

19 Mayıs akşamı, Konyaaltı Evleri Sitesi'nde 7. katta yaşayan Antalya Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi'nde görevli 18 yıllık polis Cihan S. ile tarih öğretmeni eşi Ünzile Ş.'nin telefonu çaldı.

Arayan alt kattaki komşuları Mediha Y. idi. Emniyet'in komşu ilişkilerini güçlendirerek güvenliğini etkinleştirmek amacıyla devreye soktuğu 'Komşu Kollama Projesi'nden vazife çıkaran komşu kadın, Ünzile S.'ye 'Kapınızın önünde 20 dakikadır tanımadığımı kişiler dolanıyor' dedi.

Korkan kadının durumu anlattığı eşi kapıyı açıp karşılaştığı şahsa kim olduğunu sordu.

'Polisim, görev icabı buradayım' yanıtını alan ev sahibi 'Ben de polisim, kimlik göster' dedi.

Kimlikte fotoğraf olmayınca Cihan S. ikna olmadı. Şahıs 'Apartmanın kapısında polis arkadaşım var. İnanmazsanız ona sorun' dedi.

Giriş kattaki şahıs da polis olduklarını ve birini araştırdıklarını iddia etti. Cihan S. durumdan şüphelenince 155'i aradı.

Polis olduklarını iddia eden ikili de site yöneticisine gidip Cihan S.'nin polis olup olmadığını sordu. Sonra da kayıplara karıştılar.

Aradan dört gün geçtikten sonra Cihan S. hakkında Antalya Emniyet Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliğinde görevli iki polis memurunun şikayetçi olduğu ortaya çıktı. B. Y. Ç. ile F. S. O. isimli iki polis memuru operasyon için gittikleri Konyaaltı'ndaki bir apartmanda karşılaştıkları C. S'nin kendilerinin görev yapmasına engel olduğunu ileri sürdü.

Ardından da operasyonu bozduğu ileri sürülen Cihan S.'nin otogardaki görev yeri değiştirilip Çocuk Şubesi'nde nöbete verildi.

Cihan S.'nin eşi Ünzile S. de kimlik sorduğu için kocasını operasyonu bozmakla suçlayan iki polis hakkında savcılığa başvurdu.

Psikolojisi bozulan tarih öğretmeni 'Bir polis memurunun eşi olarak başımıza gelenlere inanamıyorum. Haklıyken haksız duruma düştük. Komşuyla da ilişkimiz kesildi. Komşu kollama projesi böyle çalışıyorsa, huzur bozuluyor' dedi.

AMAÇ İLİŞKİLERİ PEKİŞTİRMEK

Komşu Kollama Sistemi, komşular ve siteler arasındaki dayanışma ve işbirliği geliştirilerek etkin bir güvenlik sisteminin oluşturulmasını hedefliyor. Bireylerin etrafında olup biten olaylara kayıtsız kalmasını önlemeyi amaçlayan proje, apartman ve sitelerde daha güçlü bir komşuluk ilişkisi sağlanmasını ön görüyor. Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği ekipleri, böylelikle tüm önlenebilir suçlara karşı toplumun bir araya gelip ortak hareket etmesini sağlayarak, huzurlu bir kent oluşturmayı amaç ediniyor.

Tabelayı söküp ezdiler

Komşu Kollama Sistemi yüzünden başlarına gelmedik kalmayan apartman sakinleri de binanın girişindeki duvardaki komşu kollamayla ilgili projenin yazılı olduğu tabelayı da yerinden söküp ezerek yere attı. (Akşam)


Miraç Nedir Ve Miraç Gecesi Neler Yaşandı?





Miraç nasıl oldu? Miraç gecesi neler yaşandı?

Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ’ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.

Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke’den), Mescid-i Aksâ’ya (Kudüs’e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs’e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa’nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ’ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.

Bir rivayette Hz. İsa’nın doğduğu yer olan Betlaham’a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü’s-Sahra’nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.

Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.

Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü’l-müntehâ’ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü’l-Ma’mur’u ziyaret etti.

Hz. Cebrail’in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.

Süleyman Çelebi’nin dediği gibi

“Aşikâre gördü Rabbü’l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah…

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı., “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu.

Hz. Musa’nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı.

Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail’in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke’ye döndü.

Sabah olunca Kabe’nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.

Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs’e, Mescid-i Aksâ’ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ’yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ’yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler.

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:

“Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü’l-Makdis’i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü’l-Makdis’in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü’l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”

Bunun üzerine müşrikler:
“Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler.

O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk, tereddütsüz inanan” ünvanını aldı.

Danza Kudura Türkisch Versiyonu`Dans Et Kudur`






Danza Kuduro'nun Türkçe versiyonu - Video
Geçen yaza damga vuran Don Omar'ın Danza Kuduro şarkısının Türkçe versiyonu internette tıklanma rekorları kırıyor.


Dj Şenol Uzman'ın öncülüğünde Türkçe'ye uyarlanan 'Dans Et Kudur' , ritmiyle olduğu kadar sözleriyle de bu yaza damga vuracak gibi görünüyor.

Danza Kuduro'dan uyarlanan şarkının sözleride dinleyenleri eğlendiriyor.

İşte o sözlerin bir kısmı..
'Hava çok sıcak ortama bir bak. Eğlence budur danst et kudur. Keyifler yerinde benim aklım sende. Dans et benimle. Dans et kudur.'

İsveç Milli Takımından Hababam Antrenman






İsveç'te enteresan isabet antrenmanı
İsveç'te yapılan isabet antrenmanı izleyenleri şaşırttı.
EURO 2012'de İngiltere maçı hazırlıklarını sürdüren İsveç'te eşi görülmemiş bir isabet antrenmanı yapıldı. Hedef kalçasını açan tecrübeli kaleci Johan Wiland oldu.

Dolandıcılıkta Son Nokta,Selam Verip Borçlu Çıkma Bu Olmalı



Her SLM diyene güvenme!
Çapkına, pavyon şoku... İşte yeni tuzak: Arkadaşlık sitelerine giren konsomatris kadınlar kendilerini öğrenci gibi tanıtıyor. İlk buluşma sonrası, 'bildiğim bir bar var' deyip, sanal çapkını pavyona götürüyor. 3 bira-çereze 800 TL gibi fahiş hesaplar geliyor. Ödeyemeyene önce tehdit, sonra dayak var

Her SLM diyene güvenme!

Müşteri sıkıntısı çeken konsomatris kadınlardan sanal tuzak... İstanbul Emniyeti'ne son dönemde gelen e-mailler, yeni bir dolandırıcılık yöntemini ortaya çıkardı. Çalıştıkları mekanlarda müşteri bulmakta zorlanan konsomatrislerin, sanal ava çıktığı anlaşıldı. İşte o yöntem: Arkadaşlık ve sosyal paylaşım sitelerine giren konsomatrisler, kendilerini üniversite öğrencisi gibi tanıtıyor. Sohbet etmeye başladıkları kişilerin 3-4 gün güvenini kazanıyor. Sonra sıra buluşmaya geliyor. Kadınlar, tanışmak isteyen erkeklerle önce yemek yiyor. Daha sonra bildikleri bir bar olduğunu söyleyip çalıştıkları mekana götürüyor. Tuzak da burada başlıyor. Masaya çok yüklü miktarda hesap geliyor. Ödeyemeyenler önce tehdit ediliyor, sonra darp geliyor.

İstanbul polisine kısa sürede bu yollarla kandırıldığını anlatan 8 kişiden e-mail geldi. Polis, adı geçen mekanlarla ilgili inceleme başlattı. Söz konusu sitelerdeki kadın profilleri de incelemeye alındı.

'HÜLYA' SANIYORDUM

Mağdurlardan Kerem Y. ihbarında, bir arkadaşlık sitesinde tanıştığı, adını Hülya olarak bildiği kadınla, Kartal Yakacık'taki S...Bar'a gittiğini belirtti. Kerem Y. '3-4 gündür konuştuğum Hülya isimli bayanla tanışmak üzere randevulaştık. Buluşma günü arayarak bana S... Bar'a gidelim güzel bir mekan diyerek sözleştik. Bara gidip 3 bira içtik. Biraz da çerez. 800 TL hesap geldi. İtiraz edince beni bir odaya kapatıp tehdit ettiler. Kredi kartımı zorla alıp hesabı çektiler. Dışarı çıktığımda ise Hülya olarak bildiğim kadın bar çalışanlarıyla bir şeyler konuşarak yanıma bile uğramadan mekandan ayrıldı. Tuzağa düşürülerek dolandırıldım' dedi.

BİR BİRAYA 200 TL

Serkan T. ise mailinde, internet ortamında tanıştığı ve kendisini üniversite öğrencisi olarak tanıtan 'Ayça' ile buluşmak için randevulaştığını belirtti. Serkan T., 'Buluşmaya gittiğimiz mekanda bir biraya 200 TL almak istediler. Toplamda 570 TL hesabı bana zorla ödettiler. Ben hesaba itiraz ederken Ayça olarak tanıdığım kız, mekanın çalışanlarıyla samimi şekilde konuşuyordu. Dolandırıldım' dedi.

Levent Albayrak / Akşam
Alttaki Video hediyemiz olsun

Penis Balığı Görenleri şaşırtıyor













İlber Ortaylı Gerçek Harem'i Anlattı




İlber Ortaylı gerçek Harem'i anlattı
Prof Ortaylı, bugüne kadar dizilerde sıkça ekranlara gelen Harem'le ilgili önemli açıklamalarda bulundu..


Haremin hiç bilinmeyen yönleriyle gerçekçi bir biçimde anlatılması amacıyla hazırlanan "Padişahın Evi:Topkapı Sarayı Harem-i Hümayunu" sergisi, Topkapı Sarayı'nın II. avlusunda yer alan Has Ahırlar'da ziyaretçilere açılacak ve 13 Haziran'dan 15 Ekim'e kadar görülebilecek.

Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü tarafından hazırlanan, Bilintur-BKG ve TAV Havalimanları'nın ana sponsorluğuyla desteklenen sergide, Topkapı Sarayıkoleksiyonundan 300 eser ve harem halkının kullandığı eşyalar yer alıyor. "Padişahın Evi: Topkapı Sarayı Harem-i Hümayunu" ilk harem sergisi olmasıyla da dikkat çekiyor.

Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylıhareme hak ettiği saygının gösterilmediği görüşünde. Sergi haremin göz ardı edilen yönlerine vurgu yapıyor, padişahın evi hakkında söylenilen asılsız ve yanlış bilgilerin düzeltilmesi gibi bir amaca da dolaylı olarak hizmet ediyor.

İşte Habertürk Gazetesi'nden Alihan Mestçi'ye konuşan Ortaylı'nın çarpıcı açıklamaları:

- Harem sarayın en kalabalık yeri değil mi?

Reisi Valide Sultan. Ayrı memurları var. Darüssaade ağasının kendi teşkilatı var. Mekke ve Medine vakıflarına bakıyor. Hazinedar usta da Valide Sultan'a bağlı bir memur. Kadınların arasından seçiliyor. Haremde okuma yazma oranı yüksek. Muhasebe işlerini öğrenen kadınlar da var. Harem kadını, yan gel yat devril takımı değil. Çoğunun okuması, yazması, memuriyeti iyi. Harem kadınları 1950'lerdeTopkapı Sarayı'nın memurlarıydı.

- Harem kadınları diğer şehirli kadınlardan farklı mı?

Ne de olsa saraylı, bilgili, görgülü ve etiketli. 19'uncu asırdaki tanzimat ve reform çok önemlidir. O zamandan itibaren üst sınıf paşaların, memurların kadınları, kızları ya evde Fransızca öğreniyor ya da Fransız okulunda okuyor. Cevdet Paşa Darülmuallimat'ı, kız öğretmen okulunu kurmuş, oraya gidiyorlar. O vakit sarayda da eğitim olmasına rağmen harem dışarının gerisinde kalıyor. Bu 19'uncu asrın büyük reformudur. Ondan sonra harem dışından bir Fatma Aliye Hanım, II. Meşrutiyet yıllarından biraz evvel Halide Edip Hanım çıkıyor. Haremin öncü rolü kalmıyor. Ama harem her zaman için belirgin derecede okuma-yazma, tarih, coğrafya, hesap, musiki ve her şeyden evvel adab-ı muaşeretin çok iyi bilindiği bir yer. Onun için evlenerek saraydan çıkan kadınlar etrafındakiler için numunedir. Hatta deli saraylı lafı da oradan kalmadır. Sert mizaçlıdır. Kadınlara, kızlara terbiye öğretir. Onun için millet onlara hürmet eder. Benim çocukluğumda bile mahallede saraylı kadınlar vardı.

- Saray kültürünü dışarı taşırlardı yani.

Başörtülü bir hanım tanıdım. Bana "Hangi okuldasın" dedi. "Saint George" dedim. "O zaman Avusturya Lisesi'ndesin" dedi kadın. Kendi Fransız okulunda okumuş. Saraylı bir hanımın kızıymış. "Babam kız kardeşimle okuduğumuz Fransız okuluna 5 altın verirdi" diye anlattı. Şaştım, fakir, yarım pabuç, başı örtülü bir kadın Fransızca biliyor. Emin olun, Bursa, Edirne, İstanbul, Eskişehir, İzmir'de mahallelerde bu tip insanlar yaşamıştır.

- Harem Türklere mi özgüdür?

Bütün eski medeniyetlerde harem diye bir müessese var. Medeniyet o: Kadının ve evin zapturapt altında olması.

- Hareme girmek arzu edilen bir şey miydi?

Kimsenin taleple geldiği yok. Çerkezistan'da falan satın alıyorlar, millet açlıktan ölüyor çünkü. Ukrayna'nın steplerinden, Galiçya'dan yağmalamış getirmişler. Veya Cezayir korsanları yolda bir gemi çevirmiş. Bafo (Safiye Sultan) öyle geldi mesela. 9, 10, 15 yaşındaki kızlar burada yetişiyor. Bir müddet sonra da evlenip gidiyor. Burada kalan ya çok çirkindir, koca bulamaz ya da kendi istemez. "Gitmem" derse kimse onu evlendirmez.

- Harem kapısında "Allah'ım bize de hayırlı kapılar aç" yazıyor.

Oraya giren hayırlı bir kapıya erişecektir yani. Çok durmuyorlar zaten, yetişip, okuyup öğrenip birinin karısı olurlar.

- Haremdeki hiyerarşik düzen acımasız mı?

Çok acımasız ve sert bir sistem var. Kışla burası.


Karısına Kızan Kocadan ilginc ilan





Karısına kızan koca bakın nasıl bir ilan verdi

Arabasını satışa çıkartan adamdan şaşkına çeviren ilan...



İstanbul'da yaşayan Erkan Özkan, bir süre önce eşine hediye ettiği 2001 model Land Rover marka cipi, sahibinden.com'da verdiği ilan aracılığıyla satışa çıkardı. Esprili diliyle dikkat çeken ilan, en sevilen ilanlarının yer aldığı 'Efsane ilanlar' bölümüne girmeyi başardı.
Aracın tamamen yenilendiğini ve hiçbir sorununun bulunmadığını belirten Erkan Özkan, ilan açıklamasında aracın motoru başta olmak üzere pek çok parçasını neden yenilemek zorunda kaldığına ilişkin şu bilgileri verdi: "Aracı eşime aldığımda kendisinin yoğun isteğinden dolayı, araca LPG sistemi taktırdım. Motorun benzinli iken bile çalışma ısısı yaklaşık 400 – 500 derece arasında iken, LPG'de bu ısı 600 derecelere yükselince sorun çıktı ve motor hararet yapmaya başladı. Eşimin hararet göstergesi ile pek ilgisi olmadığı için de yüksek hararette uzun süreli kullanım motorun bozulmasına sebep oldu."

Bu sorunun ardından aracı yenileyerek satılığa çıkardığını vurgulayan Özkan, aracı kimlerin satın almaması gerektiğini ise şöyle ifade etti: "Aracı eşinize ve de ilk aracı olarak alacaksanız, asla almayın! Hararet göstergesinin önemine inanmayan; değil evin otoparkına, sokağa bile girerken aracı orada bırakıp getirmenizi sizden rica eden; bagaj kapağına monte edilmiş bir stepnenin olduğunu ve bu stepnenin arkadaki araca çarpmaması gerektiğini anlatamayacağınız bir eşiniz varsa ve maçların en heyecanlı anlarında araba park etmek için koltuğunuzdan kalkmayı sevmiyorsanız bu aracı asla satın almayın!"

"Aracın sadece sağ arka kapısında ve sol arka çamurluğunda lokal boya mevcut. O da hayret verici bir şekilde eşimden değil, bir önceki sahibinden yadigar" diyen Özkan, aracı sahibinden.com'da satışa çıkardığından bu yana kendisiyle tanışmak isteyenlerden çok sayıda telefon aldığını ancak henüz aracı satın almak isteyen kimsenin olmadığını da sözlerine ekledi.

Google'a Girip 'Ayşe Arman Soyundu'Yazın 46 Bin Sonuç Çıkıyor



GOOGLE GİRİN "AYŞE ARMAN SOYUNDU" YAZIN 46 BİN SONUÇ ÇIKIYOR

Google'a girip 'Ayşe Arman soyundu' diye yazdığınızda karşınıza 46.000 sonuç çıkıyor. Görsel ögelere girip Ayşe Arman'ın çıplaklık külliyatında kısa bir gezinti yaptığınızda maaşallah dünyanın en soyungan gazetecisini karşınızda buluyorsunuz. Afrika çöllerinden, 5 yıldızlı otel odalarına kadar Ayşe Arman'ın soyunmadığı yer kalmamış. Soyunma (ve photoshop) işini o kadar abartmış ki şu aralar İstanbul'da olan Madonna görse kıskanır! Tabii bu fotoğraf kısmı, işin bir de yazı kısmı var. Her ne kadar Ayşe Arman'ın cinsellik takıntısının kökenlerini Türk psikiyatrlarına emanet etsek de, bugüne kadar cinsellik üzerine yazmadığı bir haber, sevişmeleri üzerine anlatmadığı bir detay kalmadığının ne yazık ki farkındayız. Yıllardır sevgililerinden kocalarına kadar cinsel hayatı ile ilgili bilmediğimiz hemen hiçbir şey bırakmadı. Üstelik bu detayları Hürriyet gibi ana akım bir gazetede öylesine şehvetle ve istekle anlattı ki kimi zaman yüzümüz kızararak okuduk, kimi zaman yayınlayanlar adına utandık. Kendisini yaratıklandıran Gepetto Baba'sı da bir kaç sayfa ötesinde aynı düzeyde aynı seviyede cinsellik alemlerinde turladığı için kimse de itiraz edemedi.

Yani gerçekten ortada bir algı var. Bizzat Ayşe Arman'ın yıllardır gözümüze soktuğu fotoğrafları ve yazıları ile oluşturduğu ucuz bir 'cinsellik' algısı bu.
Kaynak:Cüneyt Özdemir


Hababam Vicdansız Anne,Kaldırımda Doğurup Kaçtı




Kaldırımda doğurup kaçtı
İstanbul Bağcılar'da yürürken doğum yapan kadın ve yanındaki iki kişi, bebeği bırakıp uzaklaştılar.


Salı günü saat 00.35 sıralarında meydana gelen olay iddiaya göre şöyle gelişti: Kaldırımda bir erkek ve bir kadınla yürüyen kimliği belirsiz kadın yürürken doğum yaptı. Şaşkınlık içinde uzun süre bebeğe bakan 3 kişi daha sonra arkalarını dönerek kayıplara karıştı.


Kaldırım üzerindeki bebeği önce yoldan geçen bir çocuk fark etti. Çocuğun haber vermesi üzerinde çevreden gelenler polise ihbarda bulundu. Olay yerine gelen polis, yeni doğan bebeği Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdü.
16 YAŞINDA BİR ÇOCUK

Sağlıklı olduğu belirlenen bebek, hastaneden taburcu edildikten sonra çocuk esirgeme kurumuna teslim edilecek. Yolda doğum yapan anne, arkadaşından hamile kalan 16 yaşındaki bir çocuk çıktı. Yanındakiler de anne ve babası..


Leman'ın Kürtaj Ve Sezaryen Kapağı

Leman'ın kürtaj ve sezaryen kapağı
Gündeme damgasını vuran kürtaj tartışmaları Leman dergisinin de kapağında yer aldı.


İşte Türkiye'nin önde gelen mizah dergilerinden Leman'ın o kürtaj ve sezaryen kapağı..


Arif'in Manchester'a Attığı Golü Ararken Başka Yerlere Gidenler Aramayın Artık:)







Arif'in Manchester'a attığı golü ararken nerelere gidiliyor nerelere ?Youtube`da Klasik halini aldı bu söz.Arayanlar durun artık.Yeter diyoruz:)

Gürültülü Sevişen Komşusunu Rezil Etti


Gürültülü sevişen komşusunu rezil etti
Sevişirken fazla gürültü yaparak kendisini uykusuz bırakan komşularından intikam almak isteyen bir İngiliz, komşularının seslerini banda alarak twitter’a koydu.
Gürültülü sevişen komşusunu rezil etti Gürültülü sevişen komşusunu rezil etti


Lee Moore adlı İngiliz, ses bandına bir de Greater Manchester’a bağlı Salford’ta yaşayan gürültücü komşularına hitaben not koydu.



İnternette bugüne kadar tak bir milyon kişi tarafından tıklanan notta uykusuzluktan öfke nöbetlerine tutulan komşu şöyle yazdı: “Bütün gece seks yaparak beni uykusuz bırakanlara. Bir dahaki sefere pencerelerinizi kapatın. Şimdi internette sizi herkes dinliyor.”