Basin Özgürlügü Penguen`de


Ölülere Kasaba Turu

Ölülerinin üstlerini değiştiriyorlar!
Endonezya'nın Güney Sulawesi Bölgesi'nde "Ma'nene" olarak adlandırılan ritüel, tüyleri diken diken ediyor.Bölgede yaşayanlar, her üç yılda bir ölülerine olan saygılarını göstermek ve onları onurlandırmak için mezarları açıyorlar.Açılan mezarlardan çıkarılan ölülerin üzerlerindeki giysiler temizleniyor, gerekirse yenileri giydiriliyor.Aile üyeleri, ölmüş akrabalarının mezarlarını tek tek açıp, cesetleri dışarı çıkarıyorlar.Sonrasında da, ölülerini yeni giysileri ile birlikte kasabanın etrafında "yürütüyorlar".Yerel halk, öleli yüzyıllar olsa bile, aile üyelerinin hala kendileriyle birlikte olduğuna inanıyor.Ölümlerinden sonra iyi korunan cesetler mezarlarından çıkarılıp, giysiler değiştirildikten sonra kasabayı geziyor ve sonrasında tekrar mezarlarına dönüyorlar.Bu ritüelin fotoğrafları ise insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor.










Penguen`den Idris Naim Sahin Ve Biber Gazi Karikatürü


Eşinin Evlendiğini Facebook'tan Öğrendi


Eşinin evlendiğini Facebook'tan öğrendi
İngiltere’de yaşayan Lisa Curran Facebook’ta 25 yıldır evli olduğu eşinin bir başkasıyla evlenirken çekilen fotoğrafıyla karşılaştı. Eşinin açıklamalarına inanmayan kadın çok geçmeden gerçeği öğrendi.

İngiltere’nin Merseyside kontluğunda yaşayan Lisa Curran Facebook’ta 25 yıldır evli olduğu eşi Martin Curran’ın başka bir kadınla evlenirken çekilen fotoğrafını gördü. Kısa bir sürede öğrendiği gerçekle Curran’ın hayatı alt üst oldu.



Fotoğrafı sorduğunda eşi Curran’a eski sevgililerinden birinin kendisini rahatsız ettiğini ve sahte bir fotoğraf yaratarak bunu Facebook’ta paylaştığını söyledi.



İki çocuğunun babasını takip etmesi için bir dedektifle anlaşan Curran eşinin 6 yıldır başka bir kadınla yaşadığını öğrendi.



Eski polis memuru 52 yaşındaki Martin Curran 31 yaşındaki Andrea Whiteside ile 6 yıl önce sahte bir nikahla evlenmişti.



O günden beri iki farklı hayat yaşayan eşinin foyasını ortaya çıkaran Curran eşini mahkemeye verdi.



“Aynı anda iki kişiyle evli olma” suçundan yargılanan Martin Curran mahkeme tarafından suçsuz bulundu.



Bu duruma isyan eden Curran İngiliz Daily Mail gazetesine konuşarak eşinin hapse girmesi gerektiğini söyledi.



Curran sözlerine şöyle devam etti: “Kendimi aptal gibi hissediyorum. Benim dışımda herkes onun nasıl bir insan olduğunu biliyormuş."



Çinli ‘karı koca’, 'koca karı' Olacak




Çinli ‘karı koca’, 'koca karı' olacak!

Çin’in Yongzhou şehrinde yaşayan bir çift herkesi şaşkına çeviren bir karar aldı

Chen Li ve Jiang Ling, evliliklerinin birinci yılında cinsiyetlerini değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararı alırken oldukça zorlandıklarını söyleyen çift, yine de en doğru kararı aldıklarını düşünüyor. Chen kararını “Liseye başlayana kadar hep ailemin sözünü dinledim. Daha sonra kendi ayaklarımın üstünde durmaya çalıştım, ancak artık bir erkek olarak zorlanıyorum. Korunmaya ihtiyacım var” diye açıklarken, Jiang ise “Kayın validemin baskısından bıktım. Gerek fiziksel gerekse psikolojik olarak Chen’den daha güçlü biriyim. Artık bunu kanıtlamam gerekiyor” şeklinde görüş belirtiyor. Operasyon öncesinde bebek sahibi olmaya da karar verdiklerini belirten çift, ameliyat sonrasında da mutlu evliliklerinin devam edeceğini düşünüyor.


Salih Memecan`dan Metro Ve Chp Karikatürü



Salih Memecan'dan CHP'lileri kızdıracak karikatür
Salih Memecan, CHP'lilerin muhalefetini çizdi.


7 yılda tamamlanan Kadıköy-Kartal Metro hattı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı törenle açıldı. Erdoğan, metro yapmanın kendi işleri olduğunu belirterek, "10. Yıl Marşı'nda 'Demir ağlarla ördük' der. Neyi ördünüz? Demir ağlarla Türkiye'yi biz örüyoruz." diyerek muhalefete göndermede bulundu.
MUHALEFET GÖRMESİN

Sabah çizeri Salih Memecan da bugün Erdoğan'ın sözlerinden yola çıkarak muhalefeti eleştirdi. Erdoğan'ı metro açılışı yaparken çizen Memecan, bir sonraki karede ise CHP'lileri hep bir ağızdan 10. yıl marşı okurken gösterdi.



Tesadüfe Bak;Cep Telefonunundan Tesadüfen çekim


Soyunma kabininde cep telefonuyla gizli çekime mahkumiyet
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, soyunma kabininde mayo deneyen kişinin cep telefonuyla görüntüsünü çeken sanığa mahkumiyet veren yerel mahkeme kararını onadı. Daire, sanığın, ”düşen cep telefonunun kendiliğinden çekim yaptığı” yönündeki savunmasını gerçekçi bulmadı.

Ankara’da 2008 yılında bir mağazanın kabininde mayo deneyen bir kadın, yerde cep telefonu olduğunu fark etti. Telefonda kendi görüntülerinin olduğunu anlayan kadın, polise haber verdi. Kadının, şikayetçi olması üzerine, polis olay yerinde tutanak tuttu ve cep telefonunun kime ait olduğu belirledi.

Telefonun sahibi, savunmasında, cep telefonunun düştüğünü ve kendiliğinden çekim yapmış olabileceğini söyledi.

Sanık hakkında Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme, sanığı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar bölümündeki Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçunu düzenleyen 134. maddesi uyarınca mahkum etti.


Kararın sanık avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yerel mahkeme kararını onadı.

Daire, mağazanın kabininde mayo deneyen kişiye ait görüntülerin fotoğraf ve video şeklinde iki ayrı kayıt olarak bulunduğuna işaret ederek, ”Düşen cep telefonunun kendiliğinden çekim yaptığına yönelik savunmaya itibar olunamaz” değerlendirmesinde bulundu.

Kadir Gecesi Nedir?




Kadir Gecesi (Arapça: لیلة القدر lailatu’l Qadr), İslam dinine göre, Kur’an’ın vahiy yoluyla İslam Peygamberi Muhammed (s.a.v)’e gönderilmeye başlandığı gecedir.

Köken bilimi

Kadir gecesinden Mekke devrinde nazil olan ve Kur’an’ın doksan yedinci sûresi olan beş ayetlik Kadr Suresi (Arapça: سورة القدر )’nde bahsedilir. Bu surede Kur’an’ın indirildiği kadir gecesinden bahsedildiği için bu sureye Kadir Suresi denmiştir. Kadr, ‘azamet’ ve ‘şeref’ demektir. Kadir Suresinde Kur’an’ın kadir gecesinde indirildiğinden, kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğundan, kadir gecesinin rahmet ve berekete vesile olduğundan, bu sebeple insanlık için taşıdığı değerden bahsedilir.

Zamanı

Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Ramazan’ın yirmi yedinci gününün gecesinde olma ihtimali yüksektir. İslam peygamberi Muhammed Kadir gecesinin hangi gece olduğunu kesin şekilde belirtmemiş, ancak; “Siz Kadir gecesini Ramazan’ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız”
demiştir.
Gizli Olmasının Sebebi

Islam kaynaklarinda belirtildigine göre Allah Teala bir takim hikmetlere dayanarak Kadir gecesini ve onun disinda daha bazi seyleri de gizli tutmustur. Bunlar:
Cuma günü içerisinde duanin kabul olacagi saat; bes vakit içerisinde Salât-i vusta; ilahi isimler içerisinde Ism-i Azam; bütün taatlar ve ibadetler içerisinde rizay-i ilahi; zaman içerisinde kiyamet ve hayat içerisinde ölümdür. Bunlarin gizli tutulmasindan maksat müminlerin uyanik, dikkatli ve devamli Allah’a ibadet ve taat içerisinde olmalarini saglamaktir. Müminler bu geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadet ve taatle degerlendirmelidir. Ebu Hureyre (r.a)’in rivayet etmis oldugu hadisi serifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) söyle buyurmustur:

“Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacagi sevabi Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmis günahlari bagislanir” (Buhari).

İlk vahiy

İslam’a göre Allah Kur’anın ilk ayetlerini Cebrail aracılığı ile İslam peygamberi Muhammed ‘e kırk yaşında Hira Mağarası’nda göndermiştir. İlk ayetler Kadir gecesinde indirilen Alak Suresi’nin ilk ayetleridir.

İslamiyet’teki önemi

Kadir Gecesi, Müslümanlara göre çok hayırlı ve mübarek sayılan bir gecedir. Kur’an’da şöyle tanımlanmıştır:
“Doğrusu biz Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”

İnnâ enzelnâhu fi leyletil kadr. Ve mâ edrâke mâ leyletül kadr. Leyletülkadri hayrun min elfişehr. Tenezzelül melâiketü verruhu fiha biizni rabbihim min külli emr. Selâmün hiye hatta madla’il fecr.
Kadr suresi neden indirilmiştir
Bu surenin inisi hakkinda degisik rivayetler vardir. Bunlardan biri söyledir:
Bir kere Resulüllah (s.a.v) Ashab-i Kirama Israilogullarindan birinin, silahini kusanarak Allah yolunda bin sene cihat ettigini bildirmisti. Ashabin buna hayret etmesi üzerine Cenabi Hak, Kadir suresini indirmistir (Tecrîd-Sarîh Tercemesi, VI, 313).
Kadir Gecesi Denilmesinin Sebebi
Bu geceye Kadir gecesi denilmesi seref ve kiymetinden dolayidir. Çünkü:

a) Kur’an-i Kerim bu gecede inmeye baslamistir.
b) Bu gecedeki ibadet, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapilan ibadetten daha faziletlidir.
c) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Tesl’nin ezeli kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (Tecrîdi Sarih Tercemesi, VI, 312).
d) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayida melek iner.
e) Bu gece tanyerinin agarmasina kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktir. Yeryüzüne inen melekler ugradiklari her mümine selam verirler.




Kaynaklar

^ Kadr Suresi (Diyanet Meali)
^ Buhârî, Leyletü’l-Kadir, 3; Müslim, Sıyam, 216
^ SURUÇ Salih, Peygamberimizin Hayatı, Nesil Yay., c. 1 s. 199, ISBN 975-408-020-8
^ (Kadir sûresi, 97/ 1-5)
^ Kadir Sûresi 97. ayet 1-5

Hüseyin Çelik Penguen'de



Hüseyin Çelik Penguen'in kapağında
Hüseyin Çelik'in o sözlerine Penguen yorumu..


AK Partili Hüseyin Çelik'in "Birkaç Mehmet öldü diye Meclis toplanmaz" sözleri büyük tepki çekmişti.

Haftalık mizah dergisi Penguen, Çelik'in o sözlerini kapağına taşıdı.

Leman'dan Bayram Kapağı



Leman'dan bayram kapağı
Kredi kartına 4 taksit...


Haftalık mizah dergisi Leman, okuyucularının bayramını ironik bir kapakla kutladı.

Bana Bir Soygun Yaz Fragman Komik






Bir iş için Ankara'ya gitmek üzere olan Onur'a, Hacamat Hüso bir arkadaşına gönderilmek üzere tanınmış bir pastanenin şekerlemelerinden bir kutu teslim eder. Aynı gün uzatmalı sevgilisiyle yaptığı tartışma sonucu aldatıldığını düşünen Leyla, Onur'un bütün eşyalarını ve şekerleme kutusunu benzin dökerek yakar. Sokakta kalan Onur, Leyla'nın onu her kapıya koyduğunda yaptığı şeyi yapar ve çocukluk arkadaşları olan Fiko ile Süleyman'nın birlikte yaşadıkları eve gider. İki gün sonra başlarına hiç düşünmedikleri bir şey gelir. Hacamat Hüso adamlarına apar topar yakalattığı Onur ve Fiko'yu bir depoya getirtir. Dayak yiyip hırpalanan Onur ve Fiko hala ne olduğunu anlamamışlardır. Öğrendiklerinde şok olurlar. Dayağın sebebi Onur'a teslim edilen ve Leyla yaktığı için Hacamat'ın arkadaşına ulaşamayan şekerleme kutusudur. Dahası, kutuda şekerleme değil elli bin euro vardır. İşte o an, kaderlerinin değiştiği andır...

Buda Şehit Yakını Dolandırıcılığı


Bu kadarı da ayıp!
Öyle bir numara denedi ki


Bu kadarı da ayıp! Şişli’de bir polis merkezine giderek kendisini şehit yakını gibi tanıtarak polislerden yardım toplamaya çalıştığı iddia edilen bir kişi gözaltına alındı.

Kendisini Tuncay Eroğlu olarak tanıtan kişi Şişli Cumhuriyet Caddesi’nde kapkaça uğradığını iddia ederek, Feriköy Polis Merkezi Amirliği’ne başvurdu. Burada babasının Batman’da görevi sırasında şehit olduğunu, abisinin ise savcı olduğunu iddia ederek polislerden kendisine para yardımı yapmalarını istedi.

Durumdan şüphelenen polisler, şahsın verdiği bilgiler doğrultusunda yaptığı araştırmada, Batman’da zanlının söylediği isim ve tarihte şehit polis olmadığı tespit ederken, şahsın gerçek isminin Erol Eroğlu olduğunu, kendilerine beyan ettiği Tuncay Eroğlu isminin ise Zonguldak’taki kardeşine ait olduğunu belirledi.

Dolandırıcılık suçundan çok sayıda kaydı bulunduğu öğrenilen Erol Eroğlu, ’yalan beyanda bulunmak, dolandırıcılık ve iftira’ suçlamasıyla gözaltına alındı.


Tesadüfe Bak;Banyo Yaparken Şişe Makatına Girmiş


Banyo yaparken kaydı pet şişenin üstüne düştü
Şişe makatına giren karpuzcu, şişeyi çıkarmayı başaramayınca bağırarak yardım istedi.

Adana'da karpuzculuk yapan S.A. (43), karpuz sattığı yerin bir bölümünü branda ile banyo haline çevirdi. S.A., banyo yaparken yarım litrelik pet şişenin üzerine düştü.
KOMŞUSU YARDIMINA YETİŞTİ

Şişe makatına giren karpuzcu, şişeyi çıkarmayı başaramayınca bağırarak yardım istedi. S.A.’nın yardımına yan komşusu koştu. Üzeri havlu ile örtülen S.A., hastaneye götürüldü.
ŞİŞENİN ÜSTÜNE DÜŞTÜM

Yapılan operasyonla şişe çıkarıldı. S.A.’nın ifadesinde, “Banyo yaparken şişenin üzerine düştüm. Sabunluymuş, makatıma girdi” dediği belirtildi.


YORUM:
Kemal Sunal filmlerinde tesadüflere ne sacma deyip gülerdik,demekki gercekmis:)Hemen yukaridaki videoda oldugu gibi.

Bu Haber Komple Skandal: 'Kızlık zarı' Davası

'Kızlık zarı' skandalı!
Down sendromlu 18 yaşındaki Ö.Ö. hamile kaldı, Adli Tıp 'bebek babasından' dedi. Genç kız da yaşadıklarını anlattı. Mahkeme babayı tecavüzden suçlu buldu, üst sınırdan 15 yıl verdi. Yargıtay 14. Ceza Dairesi ise 'bekaretin bozulmadığı' yönündeki rapor nedeniyle 'basit cinsel istismar var' deyip kararı bozdu, indirim istedi.

Adalette bekaret sendromu! İşte utandıran kararın öyküsü...



İstanbul'da, zihinsel engellilerin devam ettiği bir okulda eğitim gören Ö.Ö., karnının ağrıdığını söyleyince ailesi tarafından doktora götürüldü. Muayenede down sendromlu Ö.Ö.'nün hamile olduğu anlaşıldı. Anne ve babası polise başvurdu ve soruşturma açıldı. Kartal Adli Tıp'tan rapor alındı ve bebeğe kürtaj yapıldı.



YÜZDE 99.99 ONDAN

Raporda 'Ö.Ö.'nün bakire, ultrason raporuna göre de gebe olduğu' bilgisine yer verildi. Cenin üzerinde yapılan DNA testinde ise bebeğin yüzde 99.99 ihtimalle genç kızın babası A.Ö.'den olduğu tespit edildi. 'Kızına cinsel istismarda bulunmadığını, durumu savcılığa da kendisinin ihbar ettiğini' söyleyen baba cezaevine gönderildi.



REZALETİ ANLATTI

Ö.Ö. ile öğrenim gördüğü okulda psikolog, formater öğretmen ve sınıf öğretmeninin katılımıyla görüşme yapıldı. Genç kız, babasının gece yanına geldiğini, kendisini öptüğünü, karnını ağrıttığını söyledi. Ö.Ö. 'Bu kötülüğü sana kim yaptı?' diye soran polise de istismarı anlattı.



ANNE: EŞİM DE OLABİLİR

Ö.Ö.'nün öğretmenin verdiği ifade ise şaşkınlık yaratan türden. Kürtaj sonrası bu olayı kimin yapmış olabileceğini soran öğretmene, genç kızın annesi A.Ö., 'Bilmiyorum, herkes olabilir, babası eve alkollü geliyor. Babası bile olabilir' demiş.



CEZA ÜST SINIRDAN VERİLDİ

Baba A.Ö., Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Mahkeme babayı, 'Vücuda organ veya sair bir cisim sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı' suçundan 15 yıl hapisle cezalandırıldı. Mahkeme, yasada öngörülen cezanın en üst sınırından babayı cezalandırmış oldu.



NASIL OLDUĞU AÇIKLANSIN

Dosya temyize gitti. 14. Ceza Dairesi ise ilginç bir karara imza atarak tecavüzü görmezden geldi. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nce, 1'e karşı 4 oyla verilen kararda, Adli Tıp'tan alınan raporda 'Mağdurenin kızlık zarının ince kenarlı olup duhule müsait olmaması ve mağdurenin bakire olması' ifadelerinin yer aldığı hatırlatıldı.



'BASİT CİNSEL İSTİSMAR'

Bu nedenle sanığın eyleminin 'çocuğun basit cinsel istismarı' suçunu oluşturduğu belirtildi. Daire, 'sanığın vücuda nasıl organ soktuğu açıklanmadan, çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan ceza verilemeyeceğini' belirtti. Daire kararı, cezada indirim yapılması gerektiğini de içeriyor. Baba, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden yargılanacak.



BİR HAKİM MUHALİF KALDI

Bir üye hakim ise karara muhalefet etti. Söz konusu hakim, mağdurenin Adli Tıp kararı öncesi çizdiği bir resimde S. adlı bir kıza yer verdiğini belirtti. Ö.Ö.'nun resimdeki kızı kendisiyle özdeşletirdiğini ve 'Babasının S.'ye yaptıklarını' anlattığını kaydeden hakim, 'Babası olan sanık A.Ö. tarafından hamile bırakıldığı tespit edildi. Eylemin kızlık zarı bozulmayacak biçimde vajinal yoldan organ sokmak suretiyle işlendiği anlaşılmıştır' ifadelerini kullandı.



KANUNLAR NE DİYOR?

TCK'ya göre çocuklara tecavüz suçu 'çocukların cinsel istismarı' başlığı altındaki 103. madde kapsamında cezalandırılıyor. TCK'nın 103. maddesinin 1. fıkrasına göre çocuğu cinsel yönden istismar eden kişiye 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası verilebiliyor. 103. maddenin 2. fıkrasına göre cinsel istismarın 'vücuda organ veya sair bir cisim sokulması' suretiyle gerçekleşmesi durumunda 8'den 15 yıla kadar hapse hükmediliyor. Cinsel istismar üst soy tarafından gerçekleşiyorsa ceza yarı oranında artırılıyor. Mahkeme, sanık babaya 2. fıkra kapsamında ceza verdi. Ancak Daire, 1. fıkraya göre ceza verilmesi gerektiğini hükmetti.



N.Ç. için 'rızası var' diyen daire

14. Ceza Dairesi, Mardin'de 26 kişinin istismarına uğrayan 13 yaşındaki N.Ç. davasında verdiği kararla da dikkat çekmişti. Daire, yerel mahkemenin 'Mağdurenin sanıklarla rızasıyla birlikte olduğu' yönündeki kararını onamıştı. Aynı daire, anal ve oral seksi, şiddet içeren, hayvanlarla, ölülerle ilişki gibi ilişki türleriyle bir tutmuştu. Bu yorumunu kanundaki 'doğal olmayan ilişki' ifadesine dayandıran Daire, evinde anal ve oral seks görüntüleri içeren CD bulundurana 1- 4 yıl arası hapis cezası verilmesini istemişti.



TAMAMI ERKEK: Dairenin başkanlığını Fevzi Elmas yapıyor. Üye hakimler İbrahim Özyurt, Necati Meran, M. Ali Demirezici, Kamuran Çokal. Karşı oy kullanan üye ise Necati Meran.


Trafik Kazalarına 'Seks Manken`li Çözüm

Trafik kazalarına 'seks'li çözüm
Çin'de bir kadın evinin önünde hız yapan araçların yavaş gitmesi için seks oyuncaklı bir çözüm buldu.

67 yaşındaki Lin Chen, Ningbo kentindeki evinin önünde hız yapan araçlara karşı ağaca bağladığı sek oyuncağı ile önlem almaya çalışıyor. Oyuncağa kırmızı iç çamaşırı giydiren kadın, sürücülerin merak edip durduğunu söyledi. Yakınlarda trafik ışığı olmasına rağmen sürücülerin yine de hızlı gittiğini belirten mucit kadın, polislerin de duyarsızlığından yakındı. Polis de o bölgede birçok kaza olduğunu doğruladı ancak aldıkları hiçbir önlemin işe yaramadığını belirtti.


Dans Eden Kız Kediyi çıldırttı




Kanal D Ana Haber'de günün önemli gelişmeleri sonrası 'Haydi biraz da gülelim' diyerek paylaşım sitelerinde en çok tıklanan videoları yayınlayan Mehmet Ali Birand'ı kıskandıracak bir video ortaya çıktı.

Son olarak ortaya çıkan dans eden kedi ve genç kızın yer aldığı video sanal alemde izlenme rekorları kırıyor. Bu videoyu izleyen Türk insanı 'Birand tatilde olmasaydı bunu kaçırmazdı' şeklinde yorumlar yaptı.

Medyada ilk olarak Birand ile başlayan ana haber sonrası komik video yayını, daha sonra bir çok kanal tarafından kullanılmaya başlanmıştı.

Örümcek Kadının Kulağına Yuva Yaptı



Dehşete düşüren röntgen!
Kulağının sürekli kaşınması nedeniyle hastaneye giden kadın gördükleri karşısında dehşete düştü


Dehşete düşüren röntgen! Çin'de kulağında sürekli kaşınma olduğu şikayetiyle hastaneye giden bir kadın, doktorların koyduğu teşhisle şok oldu. Çekilen röntgende kadının kulağında bir örümceğin yaşadığı belirlendi. Yaklaşık 5 gün önce hasta uyurken kulağına kaçtığı düşünülen örümcek, doktorlar tarafından dışarı çıkmaya zorlandı. Hayvanın kulağından çıkmasıyla ağlamaya başlayan 'Bayan Lee' olarak açıklanan hasta güçlükle sakinleştirilerek evine gönderildi.

Örümcekler bazı durumlarda insanların kulaklarını yeni evleri olarak seçtikleri de biliniyor...

Yamyam Kadının Yüzünü Yedi

Yamyam bu kez kadının yüzünü yedi!
Dünya hala ABD’de gerçekleşen yamyam saldırılarının etkisindeyken bir saldırı haberi de Çin’den geldi.

Çin’in Güney Doğu’sunda bulunan Wenzhou şehrinde Dong adındaki alkollü sürücü gündüz vakti kalabalık bir caddede otomobiliyle giden Du adındaki kadını durdurdu.

Alkolün etkisinde olduğu bildirilen Dong kadının arabasının üzerine çıkarak araca vurmaya başladı. Panik içinde arabasından fırlayan Du yardım çığlıkları atarken Dong kadının üzerine atladı ve onu yere yatırdı.

AMELİYATLIK YARALAR AÇTI
Daily Mail'de yer alan habere göre çevrelerinde toplanan kalabalığın şaşkın bakışları arasında kadının yüzünü yemeye başlayan Dong polis gelene kadar Du’nun yüzünde ameliyatlık yaralar açtı.

Hastaneye kaldırılan Du’nun bir dizi estetik ameliyat geçireceği bildirilirken Dong’un tutuklandığı belirtildi.
ABD’de Mayıs ayında gerçekleşen ve yeni LSD olarak adlandırılan maddenin etkisinde olduğu belirlenen Rudy Eugene adlı kişinin Ronald Poppo’nun yüzünü yemesiyle başlayan “yamyam” vakaları dünya gündemini uzun süre meşgul etmişti.

Bunuda Gördük:Hızır Aleysselam Dolandırıcılığı



Hızır Aleyhisselam'ım deyip dolandırdı
Konya'da filmlere konu olacak türden bir dolandırıcılık olayı yaşandı.


Konya'da bir kişiyi "Ben Hızır Alesselam'ım, fakirlere yardım için Allah seni seçip Peygamber Efendimiz'e bildirdi. Peygamber Efendimiz de beni sana gönderdi" diyerek bin 700 lira parasını dolandıran kişi polis tarafından yakalandı.
"PARA VERMEN GEREKİYOR"

Saffet D. (45), merkez Meram ilçesi Tevfikiye Caddesi'nde yanına yaklaştığı Erdal G.'ye ''Beni Peygamber Efendimiz gönderdi. Ben Hızır Aleyhisselam'ım. Allah seni fakirlere yardım etmen için seçti. Peygamber Efendimiz'e bildirdi. Peygamber Efendimiz de beni sana gönderdi. Fakirlere yardım etmen için seçildin. Sen seçilmiş insansın. Yetimlere yardım için para vermen gerekiyor'' diyerek para istedi. Bunun üzerine durumu fark eden bölgedeki güven timi, ikiliyi takip etti. Daha önce de dolandırıcılıktan kaydı olduğu için tanınan Saffet D., üzerindeki 700 lira ile bankamatikten çektiği bin lirayı Erdal G.'den aldı. Saffet D., kendilerini takip eden güven timleri tarafından suç üstü yakalandı.

Gözaltına alınan Saffet D., ifadesi alınmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Gazetecilerin sorularına küfürle karşılık veren Saffet D.'nin emniyetteki işlemleri devam ediyor.
ANA DİLİNİZ GİBİ İNGİLİZCE KONUŞMANIN SIRRI ÇÖZÜLDÜ. NASIL MI? TIKLAYIN!”
SUÇÜSTÜ YAKALANDI

Öte yandan geçtiğimiz yıl haziran ayında da 20 yaşındaki Deniz Ç. adlı genç, kapısını çaldığı evlerdeki kadınlara "Ben Hızır Aleysselam'ım, size huzur getirdim. Bunun karşılığında siz de fakirlere vermem için bana para verin" diyerek dolandırırken suçüstü yakalanmıştı.

Penguen`den `Bakan ve `Terörle Mücadele iyi Gidiyor`Karikatürü

Rizeli Necati Hoca TOP 5 (Kopma Garantili)



Rizeli Necati Hoca canlı yayında kırdı geçirdi
Rizeli Necati Hoca'yla Karadeniz için iftar saati GÜLME GARANTİLİ TOP-5


ÇAY TV'deki iftar ve sahur programıyla Türkiye'nin en çok konuşulan isimlerinden biri haline gelen Necati Hoca, canlı yayında izleyicilerin sorularına cevap veriyor.

Önceki günkü sahur programında emekli imam Necati Hoca yine ekranlara kilitledi. Son günlerin fenomen isimlerinden biri haline gelen Necati Hoca, babası eve gelmeyen izleyicisinin, oğlu zina yapan babanın, ahirette kocasını görmek istemeyen kadın takipçisinin sorularını yanıtladı.

Kendine has üslubuyla sorulara cevap veren Necati Hoca izleyenleri kahkahaya boğdu.

Hiroşima`ya Neden Atom Bombası Atıldı



Hiroşima batı Japonya'nın Çugoku bölgesinde bulunan şehir. Dünya tarihine nükleer saldırıya maruz kalan ilk şehir olarak geçmiştir.

Japonya 8 Aralık 1941'den beri ABD ve müttefikleri ile savaştaydı. 26 Temmuz 1945 günü, ABD Başkanı Truman, Japonya’nın koşulsuz teslim olmasını isteyen Potsdam Deklarasyonu’nu yayınladı. Hiroşima’ya atom bombası atılmadan iki hafta önce, New Mexico Alamogordo’da ABD, atom bombasının ilk denemesini yapmıştı. Japonya ültimatomu reddedince, Truman nükleer saldırı emrini verdi. 6 Ağustos 1945'te yerel saatle 08:15'de Amerika Birleşik Devletleri "Enola Gay" adlı bir B-29 bombardıman uçağından bıraktığı little boy (küçük çocuk) isimli atom bombasıyla ilk anda 70 bin kişilik katliamı gerçekleştirdi. Sonrasında radyasyon hastalıkları sebebiyle ölenlerle birlikte bu sayı 90 bini geçti.Bundan amaç Japonların direniş gücünü kırmak, böylece savaşı sonlandırmaktır.
Bazı bilimadamları ve çevrelere göre bu bombanın etkileri halen sürmektedir.

Bugün bile Hiroşima'da yaşanan bu yıkım ve katliam her yıl 6 Ağustos'da tüm dünyada ve Hiroşima'da yer alan Hiroşima Barış Anıt Parkı'nda milyonlarca kişi tarafından anılmaktadır.

6 Ağustos 2005 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Muhammed El Baradey, Hiroşima ve Nagasaki kentlerine 60 yıl önce Amerika'nın attığı atom bombasının yaptığı yıkımın, insan hayatı için nükleer silahların ortadan kaldırılması gerektiğini gösterdiğini söyledi.

El Baradey, Avusturya'nın başkenti Viyana'da, Amerika'nın Hiroşima ve Nagasaki'ye atom bombası atmasının 60'ıncı yıldönümü için düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, "zamanın, dünyanın nükleer silahların ne kadar yıkıcı olduğunu unutmasına izin vermemesi gerektiğini" ifade etti.

Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombasının, bu tür silahların yayılmasının ve kullanılmasının neden önüne geçilmesi gerektiğini daima hatırlatması gerektiğini belirten Baradey, nükleer silahsızlanmanın, dünya ve insan ömrü için çok önemli olduğunu kaydetti.

Hiroşima'ya atom bombası saldırısı, II. Dünya Savaşı'nın son aşamasında 6 Ağustos 1945 Pazartesi saat 08:15'te Amerika Birleşik Devletleri'nin Uranyum-235 tipi atom bombası "Little Boy" (Küçük Oğlan) ile gerçekleştirdiği saldırı. Nagasaki'ye düzenlenen atom bombası saldırısı ile birlikte askerî tarihinde gerçekleştirilen yegane nükleer saldırısıdır. 1945 yılının sonuna kadar Hiroşima'da atom bombası saldırısından dolayı yaklaşık 140.000 kişi hayatını kaybetti. Amerika Birleşik Devletleri önceden Japonların hayat ve hareket tarzlarını araştırarak onların en çok dışarıda oldukları saatini saptamış ve saldırı saatini sabah 08:15 olarak kararlaştırmıştı.

Japonya 10 Temmuz 1945'te Yüksek Savaş Yönetimi Kongresinde Sovyetler Birliği aracılığıyla müzareke yolunu aramak üzere Fumimaro Konoe'yi özel elçi olarak yollamayı kararlaştırarak Sovyetlere teklif ettiyse, 17 Temmuz 1945'te Almanya'nın Potsdam kentinde Müttefikler liderleri Harry S. Truman, Winston Churchill ve Josef Stalin'in katılımıyla Potsdam Konferansı açıldı ve ertesi gün Sovyetler Birliği Japon özel elçinin yollanmasını reddetti.

26 Temmuz 1945'de Müttefikler "Potsdam Demeci" ile Japonya'yı teslim olmaya çağırdı. Ancak ilanın taslağında varolan İmparatorluk sisteminin korunmasına dair madde kaldırıldığı için Japon Başbakanı Kantarō Suzuki Potsdam Demecini kabul edemedi. Böylece Japonya'nın teslim isteği geri çevrilmiş oldu. Amerika Birleşik Devletleri Hiroşima'daki saldırısından sadece 3 gün sonra 9 Ağustos 1945 saat 11:02'de Nagasaki'de Plütonyum-239 tipi atom bombası "Fat Man" (Şişko Adam) ile ikinci saldırı gerçekleştirdi.
Ayrca Pearl Harbor yani Japonların Amerika`nın Savaş gemilerine yaptıkları Kamikaze saldırısının intikamıda eklenebilir.Filmlere konu olan Pearl Harbor vakası.


Neden Tokyo değilde Hiroşima

Hedefleri
12 Nisan 1945'te Franklin Delano Roosevelt öldü ve yerine Devlet Başkanlığı'na getirilen Truman, atom bombası saldırılarının zaman ve mekânını seçme işlemlerini başlattı. 27 Nisan 1945'te düzenlenen Hedef Tetkik Komitesi'nin ilk toplantısında 17 bölge incelemeye alınmak üzere seçildi.
Hedef Adayların Kriterleri

Kent merkezi'nin çapının 4,8 kilometreden fazla olup merkezin etrafında da yerleşim bölgelerinin varolması.
Tokyo ile Nagasaki arasında (Tokyo'nun batısı ve Nagasaki'nin doğusu) bulunan şehirlerden olması.

Aynı gün aday seçilen 17 kent: (Daha önceki saldırılarıyla imha edilen kentler hariç etme şartı konulmuştu.)

Kantō bölgesi: Tokyo Körfezi, Kawasaki kenti ve Yokohama kenti
Tōkai bölgesi: Nagoya kenti
Kansai bölgesi: Osak kenti, Kobe ( Kōbe) kenti ve Kyoto kenti
Chūgoku bölgesi: Hiroşima kenti, Kure kenti, Shimonoseki kenti ve Yamaguchi kenti
Kyūşū Bölgesi: Yahata kenti, Kokura kenti, Kumamoto kenti, Fukuoka kenti, Nagasaki kenti ve Sasebo kenti

'Patlama rüzgârının etkisi ölçlenebilecek coğrafiye sahip olması şartı ilave edildikten sonra 11 Mayıs 1945'te düzenlenen Hedef Tetkik Komitesi'nin ikinci toplantısında hedefin Kyoto, Hiroşima, Yokohama ve Kokura kentleri oldu. Daha sonra Kyoto'nun yerine Niigata seçildi.

28 Mayıs 1945'te atılacak olan Atom bombası'nın etkisini ölçebilmesi maksadıyla seçilen dört kente herhangi hava saldırı yasaklandı. Bunun yan etkisi olarak 'Oraya hava saldırı yok.' söylentileri yaratıldı ve milletin oralara yapılan yoğun göcün sebebi oldu.1 Haziran 1945 tarihli toplantısında Hedefin imajı olarak 'Etrafında işçi evlerinin bulunduğu Askerî Sanai Bölgesi'nden bahsedildi ve atom bombasını atmadan önce herhangi ikazın edilmeyeceği kararlaştırıldı

14 Haziran 1945'te Kyoto ve Yokohama hedef adaylarından düşürülerek yerine Nagasaki seçildi.

25 Temmuz 1945'te Truman son emrini verdi. Ona göre 'Özel Bomba' 3 Ağustos 1945 tarihten sonra gözle görerek atması mümkün olduğu günü seçerek Hiroşima, Kokura, Nagasaki ve Niigata'dan birine karşı atılacaktı. 2 Ağustos 1945 tarihli '13. Stratejik Emri' ile Niigata hedeften çıkarıldı ve birinci Hedefi: 'Hiroşima ve onun sanai bölgesi', ikinci hedefi: 'Kokura Silâhanesi ve onun şehir merkezi', Yedekte üçüncü Hedefi 'Nagasaki'nin şehir merkezi' olarak kararlaştırıldı.

Ntv Spikeri Şehit Haberinde Şarkı Söyledi







SPİKER ŞEHİT HABERİNİ SUNDUKTAN SONRA ŞARKI SÖYLEDİ

NTV Spikeri canlı yayında önce haberi sundu, haber görüntüleri yayınlanırken arka planda spikerin şarkı söylediği kısa bir süre duyuldu. NTV spikeri Nur Tuğba Algül, dün gece yarısı 8 şehidin haberi yayındayken, arkadan şarkı söyleyerek ilginç bir olaya imza attı. Rejinin sesi kısmayı unutmasıyla, izleyiciler bir yandan 8 şehidin verildiği Hakkari saldırısı ile ilgili haberi izlerken bir yandan da spiker Algül'ün şarkı söyleyen sesiyle karşılaştı. ÖTE YANDAN, olayın kamuoyuna yansımasından sonra Doğuş Yayın Grubu bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "NTV'nin 6 Ağustos 2012 tarihli, saat 02:00 Haber Bülteni'nde görevli bazı çalışanlarımızın yayın kuralları ve işyeri disiplinine aykırı davranışları kamuoyunun tepkisine neden olan, kabul edilemez bir olayla neticelenmiştir. Doğuş Yayın Grubu olarak bu durumdan büyük üzüntü duyduğumuzu belirtir, özür dileriz. Kamuoyuna duyurulur. Saygılarımızla, DYG.." denildi..

Çanakkale 1915 Fragman







Çanakkale 1915'in fragmanı yayınlandı
Balkan Savaşı'ndan yenik ayrılan bir milletin silkinerek ayağa kalkışının, diriliş ruhunun hikayesi.


18 Ekim'de vizyona girecek olan ve merakla beklenen, yılın en büyük yapımlarından "Çanakkale 1915"in fragmanı yayında.

Filmin senaryosu Çılgın Türkler, Diriliş ve Cumhuriyet' kitaplarının yazarı Turgut Özakman tarafından kaleme alındı. Türk milletinin diriliş hikayesini anlatan Çanakkale 1915'in teaser fragmanı da savaşta canla başla yer alan erlerin gözünden bir bakışla karşınızda.

Yeşim Sezgin'in yönetmenliğini yaptığı filmin görsel efektlerini, 'Fetih 1453' filminin dijital efekt uzmanı Serkan Zelzele hazırladı.
ANA DİLİNİZ GİBİ İNGİLİZCE KONUŞMANIN SIRRI ÇÖZÜLDÜ. NASIL MI? TIKLAYIN!”

Haftaya 2.teaser fragmanı da yayınlanacak olan film, destansı anlatımı ile daha ilk görüntüleriyle dahi göz dolduruyor.

Fragman yayınlandıktan sonra sosyal paylaşım sitelerinde izlenme rekorları kırdı.

Yok Böyle Bir Oyun;Garide Gari




Yok böyle bir oyun
Moğollar'ın seslendirdiği "Gari de gari" şarkısı eşliğinde bir düğünde oynanan bu oyun tıklanma rekorları kırdı.

Yuh Artık;Öz Kızına`Tecavüz Odası`Hazırlattı


Nişanlısından ayrılmak isteyen kıza, aileler 'tecavüz odası' hazırladı
MUĞLA’da 18 yaşındaki genç kız, nişanlısı 28 yaşındaki T.G.’den ayrılma kararı alınca, iki aile fertleri akıl almaz bir plan yaptı. Nişanlısının ailesi tarafından kilitlendiği odada kendisine 3 saat boyunca tecavüze kalkışan T.G.’ye direnen genç kız., kaçmayı başarıp jandarmaya sığındı. Korkunç plana onay veren genç kızın anne ve babasıyla birlikte 9 kişi tutuklandı.




Nişanlısından ayrılmak isteyen kıza, aileler 'tecavüz odası' hazırladı



Olay, geçen perşembe günü T.G.’nin halası H.C.’ye ait evde meydana geldi. 18 yaşındaki kız ve bir otelde çalışan T.G., ailelerinin rızasıyla 4 ay önce nişanlandı. Ancak son 1 aydır nişanlı çiftin arasına soğukluk girdi. Ayrılmak isteyen genç kız., kararını nişanlısı T.G. ile annesi S.A. ve babası S.A.’ya anlattı. Karara karşı çıkan genç kızın anne ve babası, iddiaya göre kızlarına T.G. ile evlenmesi konusunda baskı yaptı. T.G. de nişanlısının ayrılma isteğini babası N.A.’ya anlatarak, yardım istedi. Bunun üzerine bir araya gelen iki ailenin fertleri, çiftin evlenmesi için birlikte hareket etmeye karar verdi.


'BÜYÜ BOZDURMAK İÇİN HOCAYA GÖTÜRDÜLER’

Aileler, genç kıza büyü yapılmış olabileceği gerekçesiyle büyünün bozulmasını kararlaştırdı. Bunun üzerine genç kız, büyü bozduğu iddia edilen hocalara götürüldü. Okutup üfleterek büyüyü kaldıracaklarına inanan aileler, Ö.A.’yı ayrılma kararından döndüremedi. Bunun üzerine tekrar bir araya gelen iki ailenin fertleri, akıl almaz bir plan yaptı. Plan genç kızın anne ve babası tarafından da onaylanınca devreye sokuldu.

ODAYA KAPATIP İLİŞKİYE ZORLADILAR

Hocaya götürmek bahanesiyle evinden alınan genç kız., T.G.’nin halası H.C.’nin evine götürüldü. Genç kızı evde T.G.’nin babası ile akrabaları karşıladı. İddiaya göre genç kıza, T.G. ile evlenip evlenmeyeceğini soran aile bireyleri ’Hayır’ yanıtını alınca, genç kızı evin yatak odasına kilitledi. Daha sonra genç kızın yanına nişanlısı T.G. girdi. Kapı aile bireyleri tarafından çiftin üzerine kilitlenince genç kız çığlık atarak yardım istedi, ancak sesini kimseye duyuramadı.

ERKEĞİN AİLESİ KAPIDA, KIZIN AİLESİ EVDE BEKLEDİ

T.G., iddiaya göre kendisinden ayrılmak isteyen 18 yaşındaki kızın üzerine saldırarak cinsel ilişkiye zorlamaya başladı. Tecavüz girişimi 3 saat boyunca devam etti. Bu sırada T.G.’nin babası ve akrabaları yatak odası kapısında, kızın anne ve babası ise kendi evlerinde ilişkinin tamamlanmasını bekledi. 3 saat sonunda T.G.’nin tüm girişimlerine karşı koyan genç kız., nişanlısının odadan çıkmasını fırsat bilerek evin penceresinden atladı.

JANDARMAYA SIĞINDI

Kaçmaya başlayan kız, yoldan geçen bir minibüse binerek Jandarma Karakol Komutanlığı’na ulaşmayı başardı. Genç kızın olayın detaylarını anlatıp şikayetçi olması üzerine soruşturma başlatıldı. Kızın ifadesinin ardından soruşturmayı genişleten Cumhuriyet Savcısı’nın talimatıyla genç kızın annesi, babası, ayrılmak istediği nişanlısı T.G. ile 6 yakını dün gözaltına alındı.

Savcılık sorgusunun ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen T.G. ’cinsel istismar ve saldırı’ ve ’alıkoyma’, babası N.G. (58), ağabeyi Y.G. (33) ablası S.G. (35), ablasının eşi H.G. (40), halası H.C. (58), halasının oğlu Ç.C. (34) ile genç kızın annesi S.A. (43) ile babası S.A. (44) ’tecavüze yardım ve yataklık’ suçundan çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Tutuklular cezaevlerine gönderildi.

Bir an Tarzan Rıfkı filmi aklıma geldi.O filmdeki yaşananlar hafif kalır bunun yanında.


`Fetih 1453` Ne Kadar Doğru Eleştirileri.



Ve Selman Demirezen
Bir Fetih 1453 filmi eleştirisi…

Filmin gösterime girdiği günün gecesinde 00:00 seansına bir gazla bileti aldık.Ne de olsa yıllardır beklediğimiz, tarihimizi anlatan efektli kaliteli bir filmimiz çıkmış gitmemek olmaz değil mi ?

Malesef büyük beklentiyle girdiğim filmden, büyük bir hayal kırıklığı ile çıktım.

Film eleştirmeni değilim, tarihçi değilim ama ben bile bu filmi eleştiririm arkadaş ! Neymiş bizim gibiler eleştirdiği için sinemamız gelişmiyormuş.Eleştiriler olsun ki insanlar böylesine ihtişamlı bir konuya sahip bir filmi çekerken iki kere değil on kere düşünsünler. İlk maksatları “rant sağlamak” olmasın. Elbette para kazanacaksın bir yatırım yapmışsın ama özellikle Osmanlı Dönemi gibi bir dönemi anlatırken dini değerleri de kendi ahmakça düşüncelerinle karalayamazsın !!!

Burdan sonrası filmle ilgili bilgiler içerir, izlemeyenler küfür etmeyecekse okuyabilir.

Film genel olarak Hasan’ın üzerine çekilmiş gibi.Pardon, gibisi fazla oldu direk olarak öyle..Hasan (Dikkat edin sadece Hasan yazdım zira “Ulubatlı” geçmiyor) ve Era’nın aşkı deselerdi filme anlardım.

Neyse tamam Ulubatlı’yı seçtiniz kahraman olarak eyvallah. Ulubatlı Hasan diye kahraman seçtiğin adama “zina” yaptırdın. Bir de veled-i zina çıkardın ortaya.Ha pardon çocuk çıkamadan film bitti doğru !

Savaş sırasında atılan topla paramparça olan kulenin içindeki Hasan’a hiçbir şey olmaması da ayrı bir gariplikti.

Dekolteli hatundan geçilmeyen bir film olduğu konusunda sanırım herkes hem fikirdir, körleri hariç tutuyorum. Hadi Bizans eğlencelerinde gösterdin hatunları, bizim padişahların eşleri de mi dekolteli geziyordu? Dikkat edin saçlarının açık olmasına değinmedim bile ! Muhteşem Yüzyıl zihniyeti film yaparsa olacağı bu işte..

Filmi izlerken bir an için Akşemseddin’in hiç çıkmayacağını sandım. Koskoca Fatih’in hocası Akşemseddin sadece bir rüyasını anlatıyor ve Fatih’i gazlıyor. Bu mu Akşemseddin anlayışınız ? Bu arada belki ayrıntı bir bilgi ama “köse” Akşemseddin’i de ak sakallı yaptınız ya ne diyeyim..

Osmanlı, savaşı neredeyse kaybedecekken, gemilerin karadan yürütülmesi hadisesi birden nerden çıktı? Tamam hepimiz biliyoruz bu hadiseyi ama yürütmeden önce bir göstereydin planı filan..Hadi gemileri yürüttük Haliç’e indirdik, yeni bir cephe açtık. Ee iki bomba neyin attırsaydın o gemilerden bari, ne işe yaradı onları karadan yürütmesi ?

Papa, Macar ordusunu ikna edecek etti diyerek bir sürü vakit geçirdin, noldu o Macar ordusuna? Yolda gelirken Trakya’da sarhoş mu oldular nedir yani?

Hele hele o nasıl bir finaldir arkadaş? Öz çocuğuna bile doğru düzgün sarılmayan Fatih, Ayasofya’da bir çocukla oturup oynamadığı kaldı..Yok artık !! Halbuki Ayasofya’da bir namaz kılınsaydı, sonra eski ve yeni İstanbul arasında görsel bir geçiş yapılsaydı daha güzel olmaz mıydı ?

Film de etkilendiğim tek sahne varsa o da lağımcıların kazdığı tünel çökünce, “”Boşuna ölmeyeceğiz kardeşlerim” deyip hep beraber şehadet getirdikten sonra barutları ateşlemesiydi.

Film ile ilgili eleştirilerin uzunca bir listesi yapılabilir.Bu kısaltılmış ve aklımda kalmış hali..Gerisini siz düşünün..

Uzun lafın kısası, Fetih 1453 filmi, bizlerin yıllardır tarihimizi anlatan doğru düzgün bir film çekilmeyişinden ve böyle filmlere aç olduğumuzdan, şimdiden parayı cukkalayan Faruk Aksoy’a yaramıştır.Kesinlikle milli ve dini duygularımızı sömürmüştür. Öyle 12 milyon dolar harcadım, efektli film yaptım demekle olmaz bu işler. Evet eleştiriyorum, sonuna kadar da eleştiririm, Eleştirmeyin diyenlere inat !!!

Fetih 1453 filmi benim için henüz çekilmemiş bir filmdir. Kim doğru düzgün çekerse de elinden öperim..

İşler Güçler'de Survivor Geyikleri






İşler Güçler'de Survivor geyiği
İŞLER GÜÇLER'DE SURVİVOR GEYİĞİ.. "Pis herif, yürü git lan bu adadan!"


Star TV'de ekrana gelen kahkaha tufanı İşler Güçler'in dünkü bölümü yine izleyiciyi ekrana kilitledi.
SURVİVOR'I TÎ'YE ALDILAR

Yaz sezonunun bomba dizisi olarak karşımıza çıkan İşler Güçler'de bu kez de ünlü televizyoncu Acun Ilıcalı'nın hazırlayıp sunduğu Survivor tî'ye alındı.

Dün akşamki bölümde Ahmet, Murat ve Sadi üçlüsü Survivor'ın Ada Konseyi'ni canlandırırken birbirleri hakkında yaptıkları espriler ekran başındakileri güldürdü.

Diyanet İşleri'nden Sandalyede Namaz Fetvası

Diyanet İşleri'nden sandalye şoku!
Vatandaşların sandalyede namaz kılmak ile ilgili sorulara cevap veren Diyanet, aynı zamanda yeni bir tartışmanın da fitilini ateşledi


Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, hasta ve engelli kimselerin bile, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmalarının uygun olduğunu açıkladı.

Son zamanlarda camilerde hasta ve güçsüz kişilerin cemaat arasına sandalye koyup namaz kılmalarının vatandaşlarca sıkça sorulması üzerine Diyanet İşleri Din Yüksek Kurulu şu açıklamayı yaptı:

DİYANET HADİSLE CEVAP VERDİ

"Namazı normal şekli ile ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan, namazını oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabeye 'Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere kıl' (Buhari, Taksiru'As-Salat, 19) buyurmuştur. Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimse namaza ayakta başlar, rükudan sonra yere oturarak secdeleri ima ile yapar.

OTURDUĞU ZAMAN AYAĞA KALKAMAYANLAR

Ayakta durabildiği halde oturduktan sonra ayağa kalkamayan kişi namaza ayakta başlar, secdeden sonra namazını oturarak tamamlar. Ayakta durmaya ve rüku yapmaya gücü yettiği halde yere oturamayan kimse namaza ayakta başlar rükudan sonra secdeyi tabure ve benzeri bir şey üzerine oturarak ima ile eda eder. Ayakta durmaya gücü yetmeyen, yere de oturamayan kimse namazı tabure, sandalye ve benzeri bir şey üzerine oturarak rüku ve secdeleri ima ile yerine getirir.

HAFİF BEDENİ RAHATSIZLIKLAR MAZARET OLMAMALI

Namazını tabure, sandalye ve benzeri şeyler üzerinde kılan müminin ileri sürdüğü mazeretleri kendisini vicdanen rahatlatacak boyutta olmalıdır. Namazı asli şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedeni rahatsızlıklar, bu konuda meşru mazeret olarak görülmemelidir.

ÖZÜRLÜ KİMSELER ZORUNLU OLMADIKÇA YERDE KILMALI

Dini açıdan zorunlu ve meşru bir sebep bulunmadıkça camilerde sandalyede namaz kılmak, göze hoş gelmeyen bir görüntü ortaya çıkarmakta ve cemaat arasında tartışmalara sebep olmaktadır. Özellikle üzerinde namaz kılmak amacı ile camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılması, cami doku ve kültürüyle bağdaşmamaktadır. Bu sebeple hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmaları uygundur."

Hollywood Hikayesi Gibi; Ayakları Olmayan Gabriel Barcelona Kampında




Ayakları olmayan inanılmaz çocuk!

Brezilya'daki yaz kampında keşfedilen 11 yaşındaki Gabriel doğuştan gelişmemiş ayaklarıyla yaptıkları izleyen herkesi kendine hayran bıraktı. Üstün tekniği antrönörleri, kondisyonu ve dengesi ise doktorları bile şaşırttı.

İstanbul’un Fethi`nde Gemiler Karadan Yürütüldü mü ?






İstanbul’un fethi sırasında gemilerin karadan yürütüldü mü? Bazıları efendim gemiler karadan yürütülmemiştir. Böyle birşey yoktur, bu bir efsanedir gibi akla hayale gelmedik bazı görüşler ileri sürüyorlar. Bunlar doğru mu , yanlış mı?

Kinâyeli başlık attığımıza bakmayın.. Karadan yürütülemeyen gemi ne de olsa uçamaz değil mi (!) Nedense insanların zihinleri, akılları böyle birşeyi kaldıramadıkları, Türklerin böyle bir şey yapacağını hayal edemedikleri ve ön yargıyla baktıkları için anlama zorluğu çekiyorlar. Hayır efendim. İstanbul’un kuşatmasında gemiler karadan yürütüldü. Maksatları üzümü yemek değil, bağcıyı dövmek olanlar. Her 29 Mayıs yaklaşırken pusuya yatıyor ve İstanbul’un fethi bir hataydı dedikleri gibi, gündeme gelmek için onu ganimet biliyorlar. Hani kendilerine yandaş basın da bulmuyor değiller! Aşşağıda da okuyacağınız gibi Bizanslı tarihçiler bile bu olaya şahit olurken bizim Türkler halâ inanamadı!.. İşte o gün , orada gencecik bir padişah, önce imkânsızlığı yendi, sonra Bizans’ı… Pek çoğumuzun “pes” edeceği durum karşısında müthiş bir sabır ve irade imtihanı vererek galip çıktı.

Fâtih Sultan Mehmed Han: “İmkânın sınırını görmek için imkânsızı denemek lâzım” “Tiz hazırlanasuz, gemiler karadan yürütülecek, daha da olmazsa havadan uçuracağız!” Gemileri uçurmayacaktı elbette, sadece hiçbir engel yüzünden fetih yolundan dönmeyeceğini, olumsuz hiçbir şarta teslim olmayacağını söylemeye çalışıyordu. Kısacası, fetih konusundaki kararlılığını vurguluyordu.

Peki gemiler karadan nasıl yürütüldü ?

İstanbul’un fethi sırasında gemilerin karadan yürütülmesi hadisesi, hemen hemen yerli ve yabancı kaynakların ittifakı ile sabit bir olaydır. Hatta Bizans askerleri, sabahleyin Osmanlı gemilerini Haliç’te görünce, herhalde zincirleri kırıp geçtiler diye zincirleri kontrol etmişler ve gördükleri manzara karşısında hayrete düşmüşlerdir. Ancak sabaha karşı yapılan bir harp planı olması hasebiyle ve de gemilerin geçirildiği bölgenin o günlerde ormanlık olması sebebiyle, güzergâhı ve karadan yürütülen gemilerin sayılarında farklı görüşler bulunmaktadır. İstanbul’un fethedilmesi için bazı gemilerin Haliç’e indirilmesinin zaruret olduğu görüldü. Zira Haliç’e gerilen zincir Hasköy ile Ayvansaray’da bulunan iki ordunun buluşmasına mani teşkil ediyordu. Önce gemilerin karadan çekileceği yer tesbit edildi. Burası Tophane önündeki sahilden başlayarak Boğazkesen’den geçiyor ve buradan güney batıya dönüp sırtları aşarak Löbon Pastahanesi tarafına çıkıyor ve tepeyi aşarak Perapalas yanından Kasımpaşa’ya yani Haliç sahiline çekiliyordu. Yapılan ölçümlerde, Tophane’den dört yol ağzına 980 adım ve buradan Tepebaşı’na kadar 240 ve Kasımpaşa’ya kadar da 906 adım ki, toplam 2156 adımdır ve bu da yaklaşık 3 mil kadar tutmaktadır. Hazırlıklar tamamlandı. Tophane’den ayrılan 50 ila 70 adet arasındaki gemi, 21-22 Nisan gecesinde Kasımpaşa’ya kadar indirildi. Gemilerin karadan yürütülmesi; fetih esnasında şehirde olan Bizans tarihçisi Dukas, Dursun Bey ve Venedikli Barbo‘nun tarihlerinde de yazılmış olup; ayrıca Âşıkpaşazâde, Mehmed Neşri, Tâcizâde Cafer Çelebi, Müneccimbaşı, Nişancı Mehmed Paşa, İbn-i Kemâl gibi tarihçiler de ittifakla bildirmişlerdir. Bizans tarihçisi Dukas diyor ki: “Böyle bir hârikayı kim gördü ve kim işitti? İran Şahı Serhas, Çanakkale Boğazında köprü inşa ederek, askeri karşıya geçirdi. Bu yeni hükümdar ve bana kalırsa neslinin son pâdişâhı Mehmed (Fâtih), karayı denize çevirdi ve gemileri dalgalar yerine, dağların tepelerinden geçirdi. Binâenaleyh bu Şerhası da geçti. Zira Serhâs, Çanakkale Boğazı’nı geçti ve Atinalılara mağlûb olarak kahrolmuş bir halde geri döndü. Mehmed ise karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakîkî altın gibi parlayan İstanbul’u, yani dünyayı tezyîn eden şehirlerin kraliçesini fethetti.”

Kaynak: http://www.ceddimizosmanli.net/fatih-gemileri-karadan-degil-havadan-ucurdu/

Penguen`den Malatya Karikatürü


Penguen'den Malatya'ya taş
Malatya'da Alevi ailenin evinin taşlanması ve ahırlarının yakılması konusu Penguen'in kapağında.


Mizah dergisi Penguen, Malataya'da Alevi ailenin evinin taşlanmasıyla ilgili iddiaları kapağına bakın nasıl taşıdı.