NASA Maymuna İnanmadı

ABD İran'ın uzaya maymun gönderdiğine inanmadı İran, uzaya maymun gönderdiğini iddia edince, Amerika dalga geçti: "Hani nerede biz görmedik.." ABD İran'ın uzaya maymun gönderdiğine inanmadı İran'ın uzaya maymun gönderip ilk kez sağ olarak yere indirdirmeyi başardığını açıklamasının ardından ABD'den tepki geldi. "NE MAYMUNU, NE DE BİR FIRLATMAYI GÖRDÜK" ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Victoria Nuland, "Zavallı küçük maymunun uzaya gitmeye hazırlandığı fotoğrafları gördüm. Ama ne maymunu, ne herhangi bir fırlatmayı, ne de maymun fırlatıldığını doğrulayabilirim" dedi. PROPOGANDA YAPIYORLAR ABD'nin 1948'de uzaya gönderdiği Albert adlı maymun ölmüştü. Tahran'ın da Kuzey Kore gibi "sivil kılıfla" bir uzun menzilli füze denemesi yapmış olabileceği veya aslında bir fırlatma bile gerçekleştirmeden propaganda amacıyla yalan söylediği iddialarını da değerlendiren Nuland ise şöyle konuştu: "İran'ın uzaya araç fırlatma teknolojileri geliştirmesiyle ilgili endişelerimiz elbette iyi bilinmektedir. BMGK'nın 1929 sayılı kararı İran'ın nükleer başlık da taşıyabilecek tüm balistik füze faaliyetlerini yasaklamaktadır."

Penguen İdris Naim Şahin'i Limon Satıcısı Yaptı

Penguen İdris Naim Şahin'i limon satıcısı yaptı Penguen, kabine değişikliğini İdris Naim Şahin üzerinden gördü. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni kabine listesinde yer almayan İçişleri eski Bakanı İdris Naim Şahin, mizah dergisi Penguen'e kapak oldu. Sık sık biber gazıyla ilgili yaptığı açıklamalarla gündeme gelen İdris Naim Şahin'i karikatürize eden Penguen, gösterilerde polisin sıktığı biber gazının etkisini azalttığı söylenen limon üzerinden ilginç bir göndermede bulundu. Şahin'i limon satıcısı yapan dergi, tezgahın üzerine koyduğu etiketle de karikatürü pekiştirdi.

Pargalı İbrahim'in Eşi Hatice Sultan Değilde Muhsine Hatun`muydu?

 Pargalı İbrahim'in eşi Muhsine Hatun'a aşk mektupları

Pargalı İbrahim'in eşi Muhsine Hatun'a aşk mektupları

Pargalı İbrahim Hatice Sultan’la değil Muhsine Hatun’la evliydi. Pargalı'nın eşine yazılmış aşk mektupları da var


Muhteşem Yüzyıl'da geçtiğimiz hafta Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle uykusunda boğdurulan ve ölümüyle Kanuni'den bile popüler hale gelen Pargalı İbrahim'in Hatice Sultan'la değil, Muhsine Hatun'la evli olduğu ortaya çıktı. Pargalı'nın eşine yazdığı aşk mektubu, Kanuni'nin Hürrem'e yazdığı şiirleri aratmayacak cinsten..

MEZARI ZİYARETÇİ AKININA UĞRADI

Pargalı İbrahim Paşa, şu sıralar en az Kanuni Sultan Süleyman’ın Vezir-i Azam'ı olduğu zamanlardaki kadar popüler. Muhteşem Yüzyıl sayesinde bu önemli devlet adamının adını duymayan, hazin sonundan haberdar olmayan kalmadı. İbrahim Paşa’nın İstanbul Fındıklı’daki mezarını ziyaret edenlerin fotoğrafları ve Yunan turizmcilerin bu yıl Parga’ya Türkiye’den turist akını beklediklerini anlatan haberler günlerce gazete sayfalarından eksik olmadı.

PARGALI'NIN ÖLÜMÜ

477 yıl evvel Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle boğdurulan ve cenaze namazı bile kılınmadan gizlice defnedilen Vezir-i Azam Pargalı İbrahim Paşa hakkında peş peşe kitaplar yayımlanıyor. Bunlardan biri de genç tarihçi Aykut Can’ın yazdığı, Yeditepe Yayınları’ndan çıkan Pargalı’nın Ölümü. Marmara Üniversitesi’nde, Yeniçağ Tarihi alanında yüksek lisans yaptığı öğrenilen Aykut Can, kitabında Pargalı İbrahim’in hayatını ve devrin önemli olaylarını tarihî belgelerden, mektuplardan ve konuyla ilgili kitaplardan yola çıkarak anlatmış.
İşte Taraf gazetesinden Özlem Ertan'ın hazırladığı o haber:

"GÖZLERİ GÜZEL SEVDİĞİM, CANIM HAZRETLERİ"

Kitabın en ilgi çekici bölümü ise Pargalı İbrahim Paşa’nın seferler sırasında hanımına yazdığı aşk mektupları. Aylarca evinden uzak kaldığı İran Seferi sırasında kaleme aldığı mektuplarda karısına duyduğu özlemi pek güzel ifade etmiş İbrahim Paşa. Bir mektubuna, “Gözleri güzel sevdiğim, canım hazretleri” diye başlamış. Başka bir mektubunda ise bir an evvel kavuşma isteğini karısına şöyle ifade etmiş: “Allah’a hamd ve şükürler olsun mübarek lütfunuzla selamet yolunda olup gece ve gündüz, ebedî mutluluk olan şerefli endamınızı görmeye meyilli ve arzulu olduğumuz biline. Allah’ın dergâhından rica edilir ki, gönül hoşluğuyla nasip olup muradımıza erişiriz.”

PARGALI MUHSİNE HATUN İLE EVLİYDİ

Her ne kadar Muhteşem Yüzyıl dizisinde Pargalı İbrahim’in Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi Hatice Sultan’la evli olduğu anlatılsa da, Aykut Can’ın kitabından bu konuda rivayetlerin muhtelif olduğunu öğreniyoruz. Bir de İsmail Hakkı Uzunçarşılı ve Nigar Anafarta’nın ayrı ayrı yayımladığı bir mektupta Pargalı İbrahim Paşa’nın hanımı olarak Muhsine Hatun adının göründüğünü. Muhsine Hatun, bu imzalı mektubunda oğlu Mehmet Şah’tan da söz etmiş Pargalı İbrahim Paşa’ya: “Sevgili yavrunuz Mehmet Şah sınırsız dualar ederek özlemlerini arzeder. Allah en iyi bilendir ki, hazretiniz saadetle gittiğinden beri Mehmet Şah sizleri özleyip huzursuz olur.”

CENAZE NAMAZI KILINMADAN GÖMÜLDÜ, MEZAR TAŞI BİLE OLMADI

1494’te Yunanistan’ın Parga şehrinde doğan ve çocukken korsanlar tarafından kaçırılıp Manisalı bir kadın a satılan Pargalı İbrahim’in Osmanlı tarihinin en ilginç şahsiyetlerinden biri olduğuna kuşku yok. Şehzadeyken Manisa’da sancakbeyliği yapan Sultan Süleyman, bu kentte tesadüfen tanıştı Pargalı İbrahim’le. Müzikten anlayan, çok iyi keman çalan, birkaç dil bilen bu zeki genci sarayına aldırdı ve dost oldu onunla. Yavuz Sultan Selim’in ölümünden sonra tahta çıkma sırası Şehzade Süleyman’a geldiğinde Pargalı İbrahim de onunla birlikte İstanbul’a, Topkapı Sarayı’na gitti ve kısa zamanda Osmanlı Sarayı’nın en etkili şahsiyetlerinden biri haline geldi. 28 yaşındayken Kanuni’nin veziriazamı oldu ve seferlerde önemli başarılar elde etti.
Zamanının sanatkârlarını desteklediği bilinen Pargalı İbrahim’in Sultanahmet Meydanı’ndaki Sarayı’nın güzelliği dillere destandı. Ancak Pargalı İbrahim’in düşüşü de yükselişi kadar ani oldu. Gururu, hırsı ve düşmanlarının kurduğu komplolar onu Sultan Süleyman’ın gözünden düşürdü. 1536 yılının bir Ramazan akşamı padişahın emriyle boğduruldu ve cenazesi sessiz sedasız defnedildi. Bir mezar taşı bile olmadı, ancak gömüldüğü yer unutulmasın diye kabrinin başına bir çitlembik ağacı dikildi.

AŞK MEKTUPLARI

Pargalı İbrahim Paşa’nın hazin öyküsünün şu sıralar herkesin dilinde olduğu düşünülecek olursa, bu önemli devlet adamının hanımına duyduğu aşkı anlatan mektupları da içeren Pargalı’nın Ölümü ’nün birçok okuyucunun dikkatini çekeceği muhakkak.

HANIMINA MEKTUP: ARZULU SEVENİNİZ İBRAHİM

İbrahim Paşa, hanımına yazdığı mektuplardan birini “Arzulu seveniniz İbrahim” diye imzalamış. Mektubun, Aykut Can’ın kitabında yer alan sadeleştirilmiş hâli şöyle: “Büyük hatun hazretlerine. Allah masumluğunu devam ettirsin ve temizliğini arttırsın. Ve de gözlerin nuru Mehmed Şah’ın iki gözlerinden öperiz, kabul buyurula. Bol selam ve sınırsız arzular can ve gönülün içinden gönderilir. Dostça bildirilen ve arzulanarak arz edilen budur ki; eğer lütfedip bu tarafın halinden ve durumundan sormak şerefli hatırınızdan geçerse, Allah’a hamd ve şükürler olsun mübarek lütfunuzla selamet yolunda olup gece ve gündüz, ebedî mutluluk olan şerefli endamınızı görmeye meyilli ve arzulu olduğumuz biline. Allah’ın dergâhından rica edilir ki, gönül hoşluğuyla nasip olup muradımıza erişiriz. Âmin, ya yardım edici Allah. Nerede olduğumuz sorulursa, şu anda yaz mevsimi olduğundan Halep’ten göçülüp Diyabekir taraflarından yola çıkıldı. Etraftan hayırlı haberler gelmektedir. Umulur ki, daima hayır duadan ayrı koymayasınız. Duanızın bereketinden hayırlar takdir edilmiş ola. Eksiksiz sağlık haberlerini şerefli mektubunuzla bildirmekten geri durmayasınız ki, hüzünlü kalpte sevindirici ferahlık nurları ortaya çıka. Daha fazla ne demek gerekir. Dua ile... Arzulu seveniniz İbrahim”

Sultan Abdülaziz Yanan Binada Katledildi mi?





Sultan Abdülaziz yanan binada katledildi iddiası

'Sultan Abdülaziz, Feriye Sarayları olarak da bilinen G.Saray Üniversitesi binasında katledildi'

Tarihçi Talha Uğurluel, dün akşam çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale gelen Galatasaray Üniversitesi kampüsündeki tarihi binanın, Osmanlı döneminde Feriye Sarayları'nın bir bölümü olduğunu belirterek, "Sultan Abdülaziz, Feriye Sarayları olarak bilinen binada katledildi" dedi.
Galatasaray Üniversitesi'nin binası hakkında bilgi veren Uğurluel, Osmanlı döneminde, küle dönen yapının da içinde bulunduğu 4 bloğun Feriye Sarayları olarak isimlendirildiğini anlattı.

ÇIRAĞAN YETERSİZ KALINCA YAN SARAY YAPILDI

Osmanlı'nın Topkapı Sarayı'nda 400 yıl kaldığını hatırlatan Uğurluel, 1856'dan sonra devletin Çırağan Sarayı'ndan yönetildiğini belirtti. Uğurluel, devletin yönetim merkezi konumunda olan Çırağan Sarayı'nın kapasitesinin yetersiz kalması sonucu Çırağan Sarayı ile Ortaköy Camisi arasına 'yan saray' anlamına gelen Feriye Sarayları'nın yapıldığını söyledi.
Feriye Sarayları'nı "Bugün yanmış olan o bina ile solunda bulunan 2 sarı bina, onun yanında bir küçük ahşap yapı, bir de o ahşap yapının Ortaköy Camii'ne bakan tarafında bulunan 4. bina" olarak tarif eden Uğurluel, 4 binadan müteşekkil Feriye Sarayları'nın Osmanlı'nın son dönemlerine kadar faal olduğunu belirtti.

"ÇIRAĞAN SARAYI'NDA ÖLMEDİ"

Feriye Sarayları'nın acı bir hatırası da olduğunu belirten Uğurluel, "Sultan Abdülaziz, Feriye Sarayları olarak bilinen ve dün geceki yangında kullanılamaz hale gelen binada katledildi" dedi.
Uğurluel, bilinenin tersine Abdülaziz'in Çırağan Sarayı'nda ölmediğini, intihar süsü verilerek Feriye Sarayları'nda katledildiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

BİLEKLERİ KESİLEREK ÖLDÜRÜLDÜ

"Sultan Abdülaziz'in katledildiği yer; bu saraydır. Abdülaziz, Feriye Sarayları'nda katledildi. İnsanımız, Sultan Abdülaziz'in Çırağan Sarayı'nda öldürüldüğünü bilir. Çırağan Sarayı değildir. Bu acı hadise, yangında mahvolan bu binada oldu. Sultan Abdülaziz, Feriye Sarayı'nda, dönemin Sadrazamı Mithat Paşa ve dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Avni Paşa tarafından bilekleri kesilerek öldürülmüştür.

İNTİHAR SÜSÜ VERİLİYOR

Hadise şöyle; 1876'da bir gece Dolmabahçe Sarayı gemilerle sarılıyor, darbe yapılıyor, Sultan tahttan indiriliyor. Sultan Abdülaziz'i önce Topkapı Sarayı'na kapatıyorlar, 4 gün sarayda kalıyor. Topkapı, çok soğuk bir saray. O günlerde bir yaşantı olmadığı için çok pejmürde. Abdülaziz rahatsız oluyor. 'Beni başka yere götürün' diyor. Alıyorlar, Feriye Sarayları'na götürüyorlar. Abdülaziz, 22 gün kadar Feriye'de kalıyor ve o gece içeriye adamlar sokuluyor. Kendisini öldürmüş süsü verilerek, bu büyük adamı bileklerini keserek öldürüyorlar."
Cumhuriyet'ten sonra Feriye Sarayları'nı oluşturan binaların okul olarak kullanıldığını anlatan tarihçi Talha Uğurluel, yanan binanın 20 yıldır da Galatasaray Üniversitesi olarak eğitim hayatına devam ettiğini hatırlattı.

YETENEK SİZSİNİZ Baha Bayırlı'nın Bateri Performansı



Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasına dün gece Baha Bayırlı damgasını vurdu. Yetenek Sizsiniz'e katılan 4 yaşındaki Baha Bayırlı yaptığı bateri şovulya hem jüri üyelerini hem de izleyicileri kahkahaya boğdu. Baha'nın bu yeteneği herkesi büyüledi. Hülya Avşar yanına çağırıp poposunu ısırdı Baha Bayırlı'yı yanına çağıran Hülya Avşar, küçük çocuğun poposunu ısırdı. 4 yaşındaki Baha Bayırlı ile Hülya Avşar'ın sahnede yaşadığı olay, sosyal medyayı salladı. İzleyenleri coşturan Baha Bayırlı oylamada yüzde 99 alarak geceyi birinci bitirdi.

Sincap ile Yılanın Amansız Mücadelesi

Sincap ile yılanın amansız mücadelesi Sincap ile yılanın hayatta kalma mücadelesi ortaya ilginç görüntüler çıkardı.

Ninja Kıyafetli Cellad Olur mu?

Ninja kıyafetli cellad mı olur Murat Bardakçı, Muhteşem Yüzyıl'daki Ninja kıyafetli celladları eleştirdi. Ninja kıyafetli cellad mı olur Star TV'nin rating rekortmeni dizisi Muhteşem Yüzyıl'ın geçtiğimiz bölümünde yayınlanan Pargalı İbrahim'in idam sahnesi oldukça ses getirdi ve dizinin en çok izlenen bölümlerinden biri oldu. Tabi çok izlenmenin yanı sıra eleştirileri de beraberinde getirdi. Özellikle Pargalı'yı öldürmeye gelen celladların Ninja kıyafetleri gözlerden kaçmadı ve eleştirilerin odağı oldu.. Ünlü tarihçi Murat Bardakçı da Habertürk'teki köşesinde bu sahneyi ele aldı ve Osmanlı döneminde böyle bir durumun olmadığı belirterek Ninja kıyafetli cellad konusuna açıklık getirdi. İşte Bardakçı'nın o yazısı: SEYİRCİNİN İLGİSİNİ ÇEKMEK İÇİN GÜZEL BİR BULUŞ, AMA.. Muhteşem Yüzyıl'ın Ninja kıyafetli celladları ellerinde kemendlerle Topkapı Sarayı'nda cirit attılar, koridorları arşınlayıp Pargalı'nın uyuduğu odaya girdiler ve Paşa'yı bir güzel boğdular... Celladları bu şekilde Ninja kılığına büründürmek seyircinin alakasını çekmek için başvurulmuş güzel bir buluştu, tamam; ama Osmanlı zamanında can almanın üstadı olan celladların bu şekilde giysilere büründüklerini sakın ola ki düşünmeyin! O zamanlarda devletin resmî memurları olan celladlar da devrin kıyafetlerini giyerlerdi. Yani şalvarı andıran geniş pantolonları, bellerinde kuşakları ve başlarında serpuşları vardı; giyim ve aksesuvar konusunda sıradan insanlardan tek farkları ise, nizamın bozulmasını önlemek maksadıyla etrafa korku salmak için yanlarında kemend yahut pala gibi can alma âletleri ile envai çeşit işkence gereçlerini taşımaları idi. PARGALI İBRAHİM'İN İDAM SAHNESİ HALKA GÖZDAĞI "Cellad" kelimesi, Arapça'da "kırbaçlamak" demek olan "celd" masdarından gelir. Zira eski devir celladlarının can alma dışında bir vazifeleri daha vardır: Mahkemeye çıkartılacak olan suçluları itirafa ve idamlarından önce bazı konularda mutlaka bilgi vermeleri gereken mahkûmları da konuşmaya zorlamak için işkence yapmak! Her daim yanlarında taşıdıkları işkence aletleri işte hem bu işe yarar, hem de halka "Bir edepsizlik edecek olursanız akıbetiniz böyle olur haaa!" diye gözdağı vermeye yarardı. İSLAM TARİHİ'NİN BİLİNEN İLK CELLADI Evliya Çelebi, meşhur "Seyahatname"sinde celladlık mesleğinin pirinin Hazreti Muhammed'- in huzurunda bir katilin kafasını kesen Eyyûb- i Basrî olduğunu yazar. İslam Tarihi'nin bilinen bu ilk celladı, Evliya Çelebi'nin anlattığına göre idam edeceği kişiyi önceden yıkatmış, abdest aldırmış, güzel sözlerle tesellî edip kelime-i şehâdet getirtmiş, sonra kıbleye çevirmiş, kılıcını iki eli ile kullanarak kelleyi vücudundan ayırmış ve infaz ânında orada bulunanlara da daha sonra katilin ruhu için Fatiha okutmuştur! Avrupa'da geçmişin önde gelen celladları hakkında dünya kadar çalışma bulunmasına rağmen, bizde tarihimizdeki cellâdlar üzerine doyurucu hiçbir araştırma yapılmadı; konu eski senelerde dergilerde yayınlanmış olan tektük yazılarla sınırlı kaldı. OSMANLI'DA CELLAD TEŞKİLATI İşte, bundan 70 sene kadar önce yine bir dergide yayınlanmış olan bir yazıdan yaptığım aşağıdaki alıntı da, celladları konu alan tek-tük araştırmalardan biri: "...Osmanlı Devleti'nin resmi cellad teşkilatı, bir celladbaşının idaresinde, sayıları devre göre değişen celladlardan meydana gelirdi. Bunların hepsi Kıptî idi ve Bostancıbaşı Ağa'nın emrinde çalışırlardı. İdam emri Bostancıbaşı'ya verilir, o da yerine göre bazen bizzat nezaret ederek hükmü yerine getirirdi. Eğer canı alınacak kişi önemli bir şahıssa Bostancıbaşı idamda mutlaka bulunur, hükmü 'cellâd yamağı' denilen ve maharetine en fazla güvendiği iki cellâda uygulatırdı... Siyasî mahkumlar, yağlı kemendle boğulurlardı. Bazısının başı, idamdan sonra 'şifre' denen çok keskin ve özel bir usturayla gövdesinden ayrılır, ya bir 'ibret taşı'nın üstüne konur, yahut da sarayın şehre açılan büyük kapısının önüne atılırdı. Sabıkalı hırsızlar, özellikle de gece hırsızları, şehrin kalabalık yerlerinde ama genellikle suçu işledikleri semtte ve özellikle de girdikleri evin, dükkanın veya hanın kapısında asılırlardı. Katiller, işkenceyle öldürülürdü. Askerlerin başları kesilir, cesedleri de ayaklarına taş bağlanarak denize atılırdı. Mahkumlara, sakladıkları malların yerini söyletmek için idamlarından önce işkence yapıldığı da olurdu. HAYATI BAĞIŞLANAN ÇOK AZ İdam edilecek olanlar haklarında ferman çıkıncaya kadar Bostancıbaşı tarafından tevkif edilirler, buna 'Bostancıbaşı hapsine verilmek' denirdi. Bu hapisten sağ kurtulanlar çok azdı ve Sadrazam Rauf Paşa, bunlardan biriydi. Paşa'yı idam etmeye karar verip hapse gönderen İkinci Mahmud, sonra 'O genç ve güzel başa kallavi kavuk pek güzel yakışıyor, kıyamam' diyerek kararından vazgeçmiş ve hayatını bağışlamıştı. İŞKENCEYLE İDAM İşkenceyle idamın ise üç korkunç şekli vardı: Çengel, çarmıh, kazık. Çengele, genellikle eşkiya ve korsanlar çarptırılırdı. Kaptanpaşalar donanmalarıyla Akdeniz'den dönerlerken yanlarında bir miktar 'idamlık' korsan da getirirler, bunların bir kısmını limana girmeden önce gemilerinin direklerine astırarak şehirde korku havası yaratırlar, geri kalanları da Eminönü'nde kurulu çengele gönderirlerdi. Çarmıh, eşkiyaya ve casuslara uygulanırdı. Bir çarmıha yüzükoyun sımsıkı bağlanan suçlunun omuz başları ve kaba etleri bıçakla oyulur, buralara iri yağ mumları dikilerek yakılır ve çarmıh bir devenin üzerinde şehrin bir ucundan öteki ucuna kadar gezdirilirdi. Mahkûm can vermezse, o gün öğleden sonra asılırdı. Kazık cezası ise, yol kesenlere ve korsanlara verilirdi. Elleri ve ayakları bağlanan mahkûm bilek kalınlığında ve gayet sert ağaçtan yapılmış olan yağlı kazığa çakılır ama 'itina ile' oturtulur, omuzlarına çarmıhta olduğu gibi bir çift yağ mumu dikilir ve şehirde dolaştırılırdı. NAM SALMIŞ CELLADLAR Osmanlı Tarihi'nde nam salmış cellâdların başında, 17. asırda yaşamış olan Kara Ali'yle yamağı Hammal Ali ve Kara Ali'den sonra celladbaşı olan Süleyman gelirdi..." Palavraya bak! İbrahim'in Hürrem'e aşkı Solakzade'nin neresinde yazılı? Tarihçi mi, tarihî roman yazarı mı, neci olduğunu pek bilmediğim bir zat, Muhteşem Yüzyıl'da Pargalı'nın idam sahnesinden sonra keramet savurmuş ve İbrahim Paşa'nın Hürrem Sultan'a, yani Kanunî Sultan Süleyman'ın hanımına gizliden gizliye âşık olduğunu iddia etmiş... Hazretin buyurduğuna göre, Paşa meğerse bu yüzden idam edilmişmiş ve bu mâlûmat "Solakzade Tarihi"nde yazılıymış! DÜŞÜNÜLMESİ BİLE İMKANSIZ Burada, Solakzade Tarihi'nin İbrahim Paşa'nın idamının yeraldığı 492. sayfasını görüyorsunuz. Solakzâde idamın sebepleri ile ayrıntılarını anlatmaya bir önceki sayfadan başlıyor, Paşa'nın idamına sebep olan hatalarını ardarda sıralıyor amamaddemadde anlattığı bu hataların arasında "Padişahın hanımına alaka duyduğu" yahut "aşık olduğu" gibisinden değil bir ifade, ima bile yok! Olması da zaten imkansız, zira Osmanlı devrinde padişahın hanımı ile alakalı bu şekilde bir ilişkinin değil yazılması, düşünülmesi ve hatta işitilmesi bile imkansızdır; olmaz yaaa, işitilmiş olsa bile böyle bir tuhaflığı kayda geçirmeye en başta "edep"manidir! UYDURAN REZİL OLUR Tarihçi mi, tarihî roman yazarı mı, neci olduğunu pek bilmediğim zatın bu tuhaf iddiasını işitince "Solakzade'de hakikaten böyle bir malumat var da acaba fark etmeyip atladık mı?" diye meraka düştüm; Solakzade'nin idamdan bahseden sayfalarını okudum ve iddia edildiği gibi bir ifadeye tabii ki rastlayamadım. Metinde "Hazret-i Süleyman'ın mührüne hıyanet eden dîv (dev) gibi velînîmet-i ırzını sıyanet (velînîmetinin ırzını korumak) hatırına gelmedi" şeklinde, Süleyman Peygamber ile peygamberin mührünü çalan dev efsanesine atıf yapan bir cümle vardı. "Bu zat acaba Hazreti Süleyman'ı Kanunî Süleyman zannetti, 'mühür' kelimesini 'mihir' okuyup hemen ilerisinde geçen 'ırz' sözünü de görünce bunlarla Hürrem Sultan arasında bir bağlantı mı kurdu?" diye düşündüm, ama iddia sahibini tanıyan arkadaşlar, o zatın eski harflere Solakzade'yi okuyacak seviyede aşina olduğunu işitmediklerini söylediler. Dolayısı ile, bu şekilde tuhaf bir iddiada bulunabilmek için geriye tek bir sebep kalıyor: "Gündeme geleyim de, nasıl olursa olsun" hevesi... Solakzade Tarihi de bu hevese alet ediliyor, hemen her tarih meraklısının kütüphanesinde varolan eser sanki hiç bulunmayacak, kimselerin ulaşamayacağı, nadirin de nadiri bir kitapmış gibi gösteriliyor ve atılan palavra bu kitaba dayandırılıyor... Netice mi? İşte böyle rezil olmak! İDAM, SON ÇAREYDİ Osmanlı İmparatorluğu'nda din adamlarının idam edilmemelerine mümkün olabildiğince itina gösterilmiş, hatta büyük suç işlediklerinde bile mallarına el konarak uzak diyarlara sürgün edilmeleri ile yetinilmiş, ama sarayı ve idareyi çileden çıkartacak derecede işler yapmış olanlarının idamlarından başka çare kalmadığı zamanlarda, devreye "dibek" girmişti. Büyük bir havanı andıran dibek mermerden yapılmıştı ve Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunurdu. Mahkûm kafası aşağıya gelecek şekilde dibeğin içerisine sarkıtılır, cellâdlar ellerindeki irice mermer tokmaklarla dibeğin içerisindeki kafayı yavaş yavaş ezmeye ve kelleyi macun haline getirmeye başlarlardı... Din adamlarının büyük acı veren böyle bir şekilde idam edilmelerinin sebebi, kanunu ve "günah" kavramını bildikleri halde gene de suç işlemekten çekinmemeleri ve dolayısı ile canlarını da büyük azap içerisinde alma ve otoritenin halka korku salma düşüncesi idi.

Fatih Altaylı feat Levent Kırca - Ben Salakmıyım Remix

Fatih Altaylı ve Levent Kırca remix oldu Türk medya tarihine geçen programın remixi yapıldı. Teke Tek programında Fatih Altaylı ve Levent Kırca Gergin geçen yaşanan diyaloglar konuşulmaya devam ediyor. İkili arasındaki diyaloglar remix oldu. DJ Hakan Gündüz'ün hazırladığı video; sosyal paylaşım sitelerinde şimdiden trend olma yolunda gidiyor. Bilindiği gibi; programda en çok dikkat çeken diyalog şu olmuştu: Fatih Altaylı: Ben salak mıyım? Levent Kırca: Salaksın... Fatih Altaylı: Tabi salağım...

Pargalı Son Nefesini Böyle Verdi

Pargalı son nefesini böyle verdi Muhteşem Yüzyıl'ın dün akşamki bölümüne Pargalı İbrahim Paşa'nın idam edilmesi damgasını vurdu. Muhteşem Yüzyıl'da Pargalı İbrahim Paşa devri sona erdi. Pargalı İbrahim dün geceki bölümde cellatlara teslim edildi. Star TV'nin reyting rekortmeni dizisi Muhteşem Yüzyıl'ın önemli karakterlerinden Pargalı İbrahim Paşa, diziye veda etti. Sultan Süleyman'ın en yakın dostu Pargalı İbrahim Paşa, cellatlar tarafından boğularak öldürüldü. PARGALI İDAM EDİLDİ İki sezondur ha idam edildi ha edilecek denen Pargalı İbrahim için Kanuni fermanı verdi. Hürrem Sultan'ın düşmanı, Kanuni'nin dostu Pargalı, bizzat Kanuni'nin emriyle idam edildi. Ebussuud Efendi'nin verdiği fetvayla kendi fermanını çiğneyen Kanuni, iftar için çağırdığı arkadaşıyla Son kez yemek yedi. Ardından Pargalı, Kanuni'nin yan odasında uyumaya çekildiğinde yüzleri maskeli dilsiz dört cellat tarafından boynuna yağlı urgan geçirilip boğularak idam edildi. İŞTE O TÜYLER ÜRPERTEN SAHNE: PARGALI'YI NİNJALAR MI ÖLDÜRDÜ? Hem çok tartışılan hem de izlenme rekorları kıran Muhteşem Yüzyıl'ın bu akşam yayınlanan bölümünü tüm Türkiye nefessiz izledi. Kanuni Sultan Süleyman'ın'kardeşim' dediği Pargalı İbrahim Paşa, odasına giren siyahlara bürünmüş cellatlar tarafından boğuldu.. Kanuni'nin emriyle ölüme gönderilen Pargalı'nın ölümü sosyal medyada da gecenin konusu oldu. Dizinin tutkunları bir yandan Muhteşem Yüzyıl'ı izlerken bir yandan da klavye başından ayrılmadan görüşlerini paylaştılar. Sanat dünyasının ve ekranın ünlüleri de diziyi soluk soluğa izleyip görüşlerini sosyal medyada dile getirdi.Bazıları duygulandıklarını dile getirirken arada esprili yorumlar yapanlar da oldu.Bunlar arasında en çok dikkat çekeni de 'Pargalı'yı ninjalar mı öldürdü' yorumu oldu. İŞTE DİZİNİN DÜN GECEKİ ÖZETİ: Süleyman, divan kararıyla kendisinden dahi koruduğu İbrahim'in idamına hükmetmiştir. Ancak bu hükmü yerine getirebilmek için Ebussuud efendiye danışır. Şaşkına dönen Ebussuud, Süleyman'a cevap vermek için süre ister. Üzerindeki kara buluttan habersiz olan İbrahim ise, mutlu gelecek hayalleri kurmaktadır. Hürrem de bu gidişatın farkında değildir. Ne yaparsa yapsın İbrahim'den kurtulamayacağını düşünmektedir. Öte yandan; Şah Sultan'ın da gerçek yüzünü görmemiştir henüz. Onunla arasının iyi olmasından memnundur. Vakfın hayır işlerine onu da dahil eder. Şah Sultan ise eşi Lütfi Paşa ve kızı Esmahan'ın gelişiyle, esas niyetini belli eder. Şehzade Mehmet, gözdesi Nurbahar'ın düşük yapmasına sebep olduğu için pişmandır. Kendini suçlar. Ancak Mihrimah'ın sırrı ortaya çıkınca, bu kez onu suçlar. Ve iki kardeşin arası açılır. Onların arasındaki bu kavgaya Hürrem dahil olunca, hadise daha da büyür. Manisa'da ise Şehzade Mustafa, Saruhan çiftliğine gider. Orada kendisine verilen bir eşyayla, İbrahim'in geçmişine yolculuk yapar. Ne yazık ki, en büyük dayanağı İbrahim Paşa'nın akıbetinden habersizdir. Süleyman'ın beklediği an gelip çatar. Ebussuud bir çare bulmuştur. İbrahim Paşa'nın katli için Süleyman'ın uyuması gerekmektedir! Süleyman için uykular haramdır artık. Ya kararını uygulayacaktır ya da kararından dönecektir. Ve bir gece İbrahim'i iftara çağırır. Başına geleceklerden habersiz olan İbrahim, geceyi sarayda geçirir. Süleyman uykuya, İbrahim ise dilsiz cellatlara teslim olur. TWİTTER YIKILDI Dizinin müdavimleri de daha yeni bölüm başlamadan ekran karşısına geçti. Bir yandan da twitter'da #PargalıÖlürse hashtag'iyle fikirlerini yazmaya başladılar. Dizinin bitmesinin hemen ardından ise deyim yerindeyse twitter tamamen yıkıldı. İşte o tweetlerden bazıları: @ArslanSercan21: #PargalıÖlürse Yakında Türkiye'nin dört bir yanında Pargalı için lokma döktürülüp, mevlüt okutulmaz ise bende bir şey bilmiyorum demektir. @gozdlicious: #PargalıÖlürse üzülmem derken üzüldüm içim tuhaf oldu Kanuni'de İbrahim dedi falan pof ya @EnginnnK: #PargalıÖlürse ağlamayın ) dizi lan dizi gercek değil )) @EsinBak: #PargalıÖlürse Pargali öldü Hurrem bu haberi alinca bütün helvaları tek basına yer üstüne Seker agayı bile yiyebilir Berna Laçin: Pargalı'sız Muhteşem Yüzyıl Alex'siz FB gibi. Arzu Çağlan (Radyocu):Bu akşam Muhteşem Yüzyıl' ı ilk defa seyredeceğim; Pargalı' yı Güney Kore mafyası uçan ejdarhalar nasıl öldürmüş, görmem lazım.. Osmantan Erkır: Biliyorum bugün Muhteşem Yüzyıl dolayısyla tarihi bir gün. Ben de az sonra tarihi bir belge yayınlayacağım! Deniz Uğur: Şimdi Muhteşem Yüzyıl izliyoruz, herkese iyi akşamlar ve iyi seyirler..

Fatih Altaylı Levent Kırca Kavgası - Takayım mı Sana Hababamlığı

Altaylı ile Levent Kırca birbirine girdi! Fatih Altaylı ve Levent Kırca'nın program sırasındaki diyalogları izleyenler tarafından absürd olarak nitelendirildi Fatih Altaylı ve Levent Kırca'nın program sırasındaki diyalogları izleyenler tarafından absürd olarak nitelendirildi Fatih Altaylı'nın Habertürk'te ekrana gelen Teke Tek programında gergin anlar yaşandı. Son zamanlarda hükümet karşıtı yaptığı çıkışlar ve Kılıçdaroğlu ile ilgili "Ben de bir karı buldum düzüp geleyim" sözleri gündeme oturan Kırca, Altaylı'yı verdiği cevaplarla çılgına çevirdi. Program sırasından yaşanan diyaloglara twitter'dan da tepkiler geldive yaşanan durumu absürd olarak nitelendirildi. ÇILDIRTAN SİLİVRİ SUÇLAMASI Fatih Altaylı'nın uzun zamandır bu kadar sinirli gözükmediği programda gerilim zaman zaman tavan yaptı. Levent Kırca, Fatih Altaylı'yı Ergenekon, Oda TV ve KCK suçlamaları kapsamında Silivri'de yatan gazetecilerle ilgili olarak "Niye birgün gitmek aklına gelmedi mi?" diye suçlayınca Altaylı adeta çılgına döndü. Fatih Altaylı, laf ebeliği yapmakla suçladığı Levent Kırca ile gerilimi yüksek bir polemiğe girmiş oldu. Karşılıklı suçlamalar havalarda uçuşurken, Kırca Altaylı'yı hükümete yakın durmakla suçladı. TUHAF DİYALOGLAR Altaylı, "Konu laf ebeliğine girerse ben senden daha iyi yaparım. Bana laf ebeliği yapma Levent Abi" diye tepki gösterirken, Kırca ile girdikleri "Takacak mısın bana, takayım abi" diyalogları da ilginç anların yaşanmasına neden oldu. KILIÇDAROĞLU'NDAN ÖZÜR DİLEDİLevent Kırca ayrıca, sanatçılar gezisinde konuşmasını yaptıktan sonra programdan ayrılan CHP lideri Kılıçdaroğlu için söylediği sözlerden dolayı da pişman olduğunu ve CHP liderine özürlerini gönderdiğini ifade etti. KIRCA'NIN AGRESİF TAVIRLARI Programın genel havasında, Levent Kırca'nın gelen sorulara verdiği yanıtlar ve imalı konuşmaları Fatih Altaylı'yı rahatsız ederken, programın sonlarına doğru sabreden Altaylı son anlarda patladı. Programı bitirirken de Levent Kırca'nın türkü söylemeye başlaması ayrıca dikkat çeken bir ayrıntı oldu. İşte o twitter yorumları: Mirgun Cabas ‏@MirgunCabas ben böyle absürt bişey görmedim televizyonda. faltaylı yayını kapatıyor, levent kırca bağıra bağıra nihansın dideden diye şarkı söylüyor. Mirgun Cabas ‏@MirgunCabas levent kırca canlı yayında olacak o kadar yapıyor fatih altaylı'nın karşısında. birazdan, öpijemmm, sonra jetski... Koray Peközkay ‏@koraypekozkay Levent Kırca, Fatih Altaylı'yı çıldırtarak yok etti... zeynep miraç ‏@miraczeynep ne balıkçısı, şu an öcalan çıksa dinleyecek durumda değiliz. posttravmatik levent kırca&faltaylı sendromu Öykü Gürman ‏@oykugurman Levent Kırca-Fatih Altaylı şaşkınlıkla izledim! #tvhaberturk ALİ ATİF BİR ‏@ALIATIFBIR Levent Kırca Fatih Altaylı linki koyacak olan var mı? Sezai Şahmay ‏@SezaiSahmay LEVENT KIRCA gibi Gercek SANATCİ el öpmez,YALAKALİK yapmaz, düşüncelerini çekinmeden soyler. Fatih Altaylı bunun görünce ŞAŞIRDI. Mustafa Kovucu ‏@mustafakovucu Fatih Altaylı ve Levent Kırca canlı yayında ne yapıyorlardı ? İzledim, izlediğim hâlde soruyorum..

`Kocacım Beni Başkasıyla Düşün`Dedi RTÜK Düşündü

Beni başkasıyla hayal et sözüne rekor ceza Ben Bilmem Eşim Bilir'de kadın yarışmacının sözleri Kanal D'ye pahalıya patladı. Kanal D'de yayınlanan 'Ben Bilmem Eşim Bilir' isimli yarışma programında bir kadın ın kocasına söylediği, "Beni başkasıyla hayal et" sözleri yüzünden RTÜK yayıncı kuruluşa 502 bin 979 TL para cezası verdi. DİYALOGLARA ATIFTA BULUNDU Program, yayınlandığı günden bu yana kadının söylediği sözler tartışma konusu olmuştu. Programı incelemeye alan RTÜK'te uzman raporu hazırlandı. Konuyla ilgili rapor hazırlayan uzman, programda geçen diyaloglara atıfta bulundu. İşte yarışmadaki diyalog; Hande: Bebeğim beni başkasıyla düşün, bak kötü bir şey düşün bana sinirlen. Sunucu: Ya Hande öyle bir gaza getirdin ki adam masayı alıp götürecekti. Hande: Her şeyi düşündüm o geldi aklıma, etkili oldu değil mi güzel oldu? Sunucu: Ona sor. Hande: Etkili oldu mu hayatım? Sunucu: Gıcık oldun mu? Berk: En son dönerken yuh dedim ya, belki duymuşlardır.'

Keller Eller 2. Tur Gösterisi Yetenek sizsiniz 13.01.2013

YETENEK SİZSİNİZ Ercan Demir'in 2. Tur Performansı 10.01.2013



İdo'nun Kedisi Bulundu :)

İdo'nun kedisini buldu Sosyal paylaşım sitesi Twitter'da kaşlarıyla ilgili sürekli espri yapılan İdo, sosyetik bir ismin de diline düştü. İdonun kedisini buldu Siren Ertan Çarmıklı da İdo'nun kaşlarıyla ilgili espri yapanlar kervanına katıldı. İdo'nun kaşlarını ti'ye alan Siren Ertan Çarmıklı twitter sayfasında kedi fotoğrafı paylaşıp altına "Hahaha gecenin asıl bombası burada. İdo'nun kedisini buldum" notunu düştü. İDO'NUN KEDİSİ Sosyetik modacı, bir arkadaşının koyduğu fotoğrafı 'Gecenin asıl bombası' diyerek twitter'da paylaştı. 'İdo'nun kedisi' başlıkla fotoğrafta; kaş kısmı simsiyah olan beyaz bir kedi vardı. Bu esprili kare; Çarmıklı'nın ardından birçok kişi tarafından defalarca paylaşıldı. ARKADAŞLARI DA DALGA GEÇMİŞTİ Berklee College of Music'de eğitim alan İdo Tatlıses, Amerika'ya gitmeden önce imaj değişterek bıyık bırakmıştı. Annesi ve babasının isteği üzerine eski haline dönen İdo, çektirdiği fotoğrafı Instagram'a yüklemiş ancak bu seferde arkadaşlarının "Sırf kaş kaldın, biraz incelt bence" eleştirisi ile karşı karşıya kalmıştı. ERKEK ADAM KAŞLARIYLA OYNATMAZ İdo geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda kendisine sorulan "Kaşlarını inceltir misin?" sorusunu "Erkek adam kaşlarıyla oynatır mı? Nasılsa öyledir, bitti. Ben de oynatmam." diyerek yanıtlamıştı. 'OKULA GÖNDERSEK' Twitter'da İdo'nun kaşlarıyla ilgili yapılan espriler ise şöyle: 'İdo'nun kaşları altında piknik yapalım sevgilim', 'İdo'nun kaşları gibi olalım; hiç ayrılmayalım', 'İdo, kaşları gür olsun diye badem yağı sürmüyor, yağı içiyormuş', 'İdo'nun kaşları, ayrı eve çıkma kararı almış', 'İdo'nun kaşları biraz daha büyüse de okula göndersek.'

Rize'nin Kapı Açan Kedisi Tık Rekoru Kırıyor

Rize'nin kapı açan kedisi Rize'de kapı açan kedinin görüntüleri sosyal paylaşım sitelerinde tık rekoru kırdı. Gündoğdu Beldesi'nde Avni İnceler'in Pamuk adındaki kedisi, oda kapılarını ilginç bir şekilde açıyor. Sahibinin odadan çıktığını fark eden kedi, sıçrayarak önce kapı koluna tutunuyor, ardından da kolu aşağıya çekerek kapıyı açıyor. Sürekli aynı yöntemi deneyen kedi, evdeki kapalı kapıları kolayca açabiliyor. Avni İnceler'in sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinden paylaştığı kedinin video görüntüleri ilgiyle izleniyor.

Sözcü'den CHP'ye Sert Eleştiri -İmralı Karikatürü

Sözcü'den CHP'ye sert eleştiri AK Parti'nin İmralı açılımına destek veren CHP'ye Sözcü'den sert eleştiri.. Hemen hemen her manşetinde hükümetin icraatlarını ve AK Partililer'i sert sözlerle eleştiren ulusalcı gazete Sözcü, bugün mansetinden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yüklendi. Hükümetin, Kürt sorununu çözmek adına MİT aracılığla başlattığı İmralı görüşmelerine destek çıkan CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Biz Adalet ve Kalkınma Partisi'ne yeni bir kredi açıyoruz, çözün sorunu" dedi ve barışa umutla baktıklarını söyledi. "CHP DE APO'NUN KAYIĞINA BİNDİ" Ancak Kılıçdaroğlu'nun bu sözleri Sözcü'yü rahatsız etti. Sözcü bugünkü baskısında, karikatürist Engin Asyalı'nın kaleminden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu İmralı'ya doğru giden bir kayığa bindirdi ve "AKP'den sonra CHP de Apo'nun kayığına bindi" manşetini attı.

Yarışma`da Kur'an'lı yemin Etti,Tepkiler Artınca Çark Etti

Aklı başına geldi ve... Kur'an'lı yemin krizinde son perde. Yemininden dönen yarışmacı pişman oldu. ATV ekranlarında yayınlanan Tamer Karadağlı'nın sunuculuğunu yaptığı 'Güven Bana' yarışmasında partnerini yarı yolda bırakan Cihan Gümüş pişman oldu. Yarışma sırasında "Kur'an çarpsın sözümden dönmeyeceğim" diyen ve ödül 72 bine ulaşınca butona basıp ödülü alan Gümüş'e sosyal medyadan tepki yağmıştı. Tepkilere dayanamayan Gümüş, ATV Haber'e çıkıp parayı Aydeniz Aydoğmuş'la paylaşacağını söyledi. Gümüş yaptığı açıklamada, "Kur'an çarpsın gibi bir yemin ettim, bu benim ağız jargonumda olan bir şey ve Allah'a olan inancımdan, vicdan azabımdan dolayı bugün buradayım. Arkadaşım da bu paranın yarısını kabul ederse paylaşma istiyorum. Önce ondan ve gerçekten Müslüman Türk halkından canı gönülden özür diliyorum." dedi. Cihan Gümüş'ün son anda yarı yolda bıraktığı partneri Aydeniz Aydoğmuş ise "Sonuçta ortada bir yemin vardı, bu duruma düştüğü için açıkcası çok üzüldüm. Çok tepkiler aldığı zaten gözüküyor" dedi. Bu dakikadan sonra sana Kim inanır? Tabiki Kadir Inanır :)

HD Hababam Sınıfı - Restorasyonlu Fragman

Karşınızda HD Hababam Sınıfı Ertem Eğilmez filmleri restore ediliyor Arzu Film - Ertem Eğilmez’e ait yapımcısı olduğu ve yönettiği filmler ilk günkü gibi pırıl pırıl olacak . Böylece filmlerin yanması, yıpranması, solması tarih olacak ve kolayca bir hard diskte saklanabilecek Nizam Eren İletişim’in koordine ettiği ve Vipsaş Stüdyoları’nda restorasyonuna başlanan Çöpçüler Kralı, Neşeli Günler, Tosun Paşa, Kibar Feyzo ve Salako yıl sonuna kadar elden geçirilip HD ve Blue Ray formatlarında hazır hale getirilecek ve TV.lerde bundan böyle HD formatında izlenebilecek. RESTORE EDİLEREK GELECEK KUŞAKLARA AKTARILIYOR Onlarca kez gösterilmesine karşın hâlâ kanalların cankurtaranı olan Ertem Eğilmez filmleri restore edilerek “sinemanın kültür mirası” olduğu gerçeğine dayanarak gelecek kuşaklara aktarılıyor. Hababam Sınıfı serisi, Süt Kardeşler, Mavi Boncuk, Salak milyoner, Şaban Oğlu Şaban gibi baş yapıtlarında olduğu bu listedeki 49 filmin restorasyonun 2 yıl içinde tamamlanması bekleniyor. ULUSLARARASI FESTİVALLER İÇİN KOPYALAR BASILABİLECEK Restarosyon sonrası, Kültür Bakanlığı isterse uluslararası festivaller için yepyeni kopyalar basabilecek ve artık çizik ve kötü ses nedeniyle kimse mahcup olmayacak.

Leman Noel Baba'yı Karl Marx Yaptı

Sosyal paylaşım sitesi twitter'ın ters köşe yapan fenomenlerinden Janet Nahum aramıza katıldı. Güncel ve tarihi olaylarla ilgili farklı bakış açıları ve perspektifler geliştiren Janet Nahum, bundan böyle tweet analizi tadındaki yazılarını ENSONHABER.com'da yazacak. Janet Nahum'un ilk yazısı ise bu haftaki Leman kapağı: LEMAN'IN HASTALIKLI YAKLAŞIMI Hristiyanlık tarihinin belki de en barışçı efsanesi Santa Claus'u Karl Marx yapıp sırtına şiddet malzemesi yüklemekle Leman hastalıklı yaklaşımını bir kez daha ifşa etti. Biz Santa Claus'un bacadan girip çocuklara güzel hediyeler dağıttığı mitine inanmak istiyoruz, üstünde ODTÜ damgası bulunan bir torba ile şiddet malzemesi dağıttığına değil. (ODTÜ'lüler bu damgadan dolayı bu karikatürü dava edebilirler) Şiddet yanlısı ODTÜ'lülere şunu sormak lazım: 1) Genel olarak herhangi bir insanı "ben seni burada konuşturmam ulan" diye tehdit etmek bir yana, her iki seçmenden birinin oy verdiği bir insanı, yine o oy verenlerin parasıyla finanse edilen bir üniversiteye sokmamaya çalışmak demokratlık göstergesi mi, faşizm mi? 2) Bu sapanlar kuş avlamak içinse çok kötü, yok içine demir bilye koyup polis avlamak içinse çok "zekice". Herhalde ODTÜ'nün hükümete karşı "orantısız zeka kullanımı" bu olsa gerek. 3) Eğer ODTÜ'lüler orantısız zeka kullanacaklarsa bilimde kullansınlar da dünyadaki ilk 100 üniversite arasına girsinler.